BUDAK: “EMEKÇİLER İKTİDAR TARAFINDAN AÇLIĞA VE YOKSULLUĞA MAHKÛM EDİLDİ”

0
67
Print Friendly, PDF & Email

 

“ERDOĞAN, ÜÇÜNCÜ SARAYI YAPACAĞINI AÇIKLARKEN EMEKÇİYİ AÇLIKLA İMTİHAN EDİYOR”

 

“KRİZ SANAYİCİSİNDEN, ESNAFINA, İŞÇİSİNDEN MEMURUNA HERKESİ VURUYOR, İKTİDAR SEYREDİYOR”

 

CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, açlık ve yoksulluk sınırının önemli ölçüde artış gösterdiğine dikkat çekerek “Emekçiler, iktidar tarafından açlığa ve yoksulluğa mahkûm edilirken Erdoğan üçüncü sarayın yapılacağı haberini adeta bir müjdeymiş gibi veriyor” dedi.

 

Türk-İş’in açlık ve yoksulluk sınırına ilişin Ağustos ayı raporuna dikkat çeken Budak, şu ifadelere yer verdi:

 

“Döviz kurlarındaki, faizlerdeki, elektrik, doğalgaz, benzin fiyatlarındaki artış derken temel gıda maddelerindeki artışın da market raflarına yansımasıyla, yurttaşlarımızın geçim şartları daha da ağırlaştı. Sadece gıda harcamalarındaki artış, Ocak 2004’den bu yana ilk kez yüzde 20’leri gördü. Eylül ayında okulların da açılmasıyla vatandaşın cebinden çıkacak eğitim masrafları şimdiden el yakacağa benziyor.

 

Dört kişilik ailenin açlık sınırı 1.812 TL, yoksulluk sınırı 5.904 TL’ye ulaşmış, bir kişinin aylık geçim maliyeti 2.225 TL’yi bulmuşken, asgari ücretin hala 1.603 TL olması iktidarın kurduğu düzeninin, emekçileri iliklerine kadar sömürmeyi hedeflediğini göstermektedir. Emekçiyi açlığa ve yoksulluğa mahkûm eden Erdoğan hal böyleyken, üçüncü sarayın yapılacağı haberini adeta müjdeymiş gibi veriyor.

 

Bugün yaşadığımız ağır ekonomik krizin yegâne sorumlusu AKP ve 16 yıldır izledikleri tüketime, borçlanmaya ve ranta dayalı yandaş ekonomisidir. Bu sorumsuzca yönetim şeklinin sonuçlarını iş dünyasından, asgari ücretliye kadar toplumun tüm katmanları en ağır şekilde hissetmektedir. Ne acıdır ki krizin yüklü faturasını, ekonomiyi bu hale getirenler değil işçisinden esnafına, emeklisinden memuruna kadar uzanan toplum kesimleri ödemektedir.

 

GEÇİCİ PANSUMAN TEDBİRLER EKONOMİYE ÇARE DEĞİL

 

Uluslararası gelişmeleri okumaktan aciz, ekonomik gerçekliklerden bihaber kadroların elinde savrulan ekonomi geçici pansumanlarla, gecikmiş ve günübirlik hamlelerle tedavi edilmeye kalkılmakta, asıl büyük dalga karşısında seyirci kalınmaktadır.

 

Kayırmacılık değil liyakatin esas alındığı yönetim anlayışı benimsenmeden, toplumsal barış sağlanmadan, hukukun üstünlüğü ve bağımsızlığı tesis edilmeden ve tek adam rejimiyle askıya alınan demokratik sisteme geri dönülmeden getirilecek hiçbir çözüm kalıcı olmayacaktır.