CAVİT ARI’DAN MİNİ TORBA YASA İÇİN 4 KANUN TEKLİFİ

0
130
Print Friendly, PDF & Email

BASIN AÇIKLAMASI

“BÜTÜNŞEHİR YASASINDAN DERHAL VAZGEÇİLMELİ”

Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi CHP Antalya Milletvekili Av. Cavit ARI; dün Plan ve Bütçe Komisyonundan geçen 12 maddelik Mini Torba Kanun teklifinin içinde yer alan “12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı, Bütünşehir Yasasında yapılacak düzenlemeye ilişkin olarak görüş ve eleştirilerini gündeme getirdi.

İlgili kanun teklifinde “12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin onbeşinci fıkrasında yer alan “altı yıl süreyle” ibareleri “31/12/2022 tarihine kadar” şeklinde “31/12/2020 tarihine kadar” ibaresi “31/12/2022 tarihine kadar” şeklinde ve son fıkrasında yer alan “beş yıl süreyle” ibaresi “31/12/2022 tarihine kadar” şeklinde değiştirilmiştir. diye yazılan, özünde Bütünşehir Yasası ile tüzel kişiliği kaldırılan köylerde alınması gereken vergi, resim ve harçlara ilişkin istisna süreleri ile bu yerlerde içme ve kullanma suları için ücretin en düşük tarifenin %25’ini geçmeyecek şekilde belirlenmesine ilişkin uygulama süresinin 31/12/2022 tarihine kadar uzatılmasına ilişkin olarak,

Antalya Milletvekili Av. Cavit ARI;

“Bütünşehir Yasası 6 Aralık 2012 tarihinde onaylandı yürürlüğe girdi. Bu Bütünşehir Yasası öncelikle Türkiye’de binlerce köyün tüzelkişiliğini kaybettirdi biliyorsunuz ve bizim Türk halkının sosyal dokusuna, bugüne kadar Türk halkının birlik, bütünlük içerisinde sosyal bağlarının güçlü bir şekilde gelmesine en büyük katkıları koyan etkenlerden biri olan köy yaşantımızın artık Bütünşehir Yasasıyla beraber köyler mahalle hâline dönüştürüldü ve buradaki halka ciddi ekonomik külfetler getirildi.
Bu bütünşehir yasasıyla ne değişti? Öncelikle, Köy Kanunu’yla kurulmuş ve o köyde Köy Kanunu’ndan kaynaklı gerek muhtar ve azaların kanundan kaynaklanan haklarını kullandığı bir tüzel kişiliği ve gerekse de o yörede yaşayan insanların Köy Kanunu’ndan kaynaklı birtakım haklarını kullandığı bir köyün tüzel kişiliğini ortadan kaldırıldı.
Bunun yanı sıra da yine bu illerde belde belediyeleri kapatılıp mahalle hâline dönüştürüldü. Örneğin ilim Antalya’dan bilgi vermek gerekirse 539 köy, 75 belde belediyesi, tüzel kişiliğini kaybetti.

Öncelikle bu bütünşehir yasasını hangi niyetle kabul edildi. Niye böyle bir yasayı uygulama zorunluluğunu taşıdı bu ülke, bunu hiç düşündük mü, düşünüyor muyuz, ne ihtiyaç vardı? Bütünşehir yasasıyla beraber AKP bu illerin hemen hemen çoğunluğunda kırsaldan gelen oylarla seçimleri kazandı. En önemli sonucu budur. Böylelikle de birçok ilde bütünşehir yasasıyla kırsalda oturan insanlar ilk defa büyük şehre ve ilçelerine oy kullanması nedeniyle o avantajı kullandı ve sonucu elde ettiler. En önemli sonuçlardan biri bu. Ama o bölgede yaşayan insanların ciddi sorunları doğdu. Aynı zamanda bu 30 ilde il özel idare müdürlükleri kapatıldı. Ben de 2009-2014 arası özel idaresi kapanmış olan Antalya’da son İl Genel Meclisi Başkanıydım. Beş yıl süreyle -Antalya İl Genel Meclisi Başkanlığı görev sürem içerisinde- bu bütünşehir yasası formatına uygun çalışan özel idarenin Meclis Başkanıydım. O dönemde çok karşı çıktım, bakın, bu yasanın yanlışlarını çok dile getirdim. “Yarın vatandaşımızın üstüne ciddi yükler binecek.” diye dile getirdik; siyasi, ekonomik birtakım sonuçları olacağını çok anlattık. Bugün gelin görün ki büyük şehirlerin kırsalda hizmet veremediği, oralara uzanamadığı fiili bir gerçektir.

Bütünşehir yasasından istenildiği gibi hizmet alınamamıştır ama bunun yanı sıra, bakın, o bölgede yaşayan insanlar hayvancılık yaparken ciddi sorunla karşılaşmaktadır, tarım yaparken ciddi sorunla karşılaşmaktadır, tarımsal sulamalarda ciddi sorunla karşılaşmaktadır ve bunun yanı sıra da imar düzenlemesinde ciddi sorunla karşılaşmaktadır. Özel idarede bir kırsal bölgede imar uygulaması üç ay içinde biterdi, şimdi, bakın, bir ilçedeki imar planı bir senede bitiyor. Önce 5 binlik plan büyükşehirden yapılacak, kesinleşecek, sonrasında ilçeye gidecek falan. Kırsalda yaşayan bir insan, bakın, bir oğluna, kızına ev yapacağında harçsız TİP projelerle evini yapabiliyordu, şimdi bir ev yapabilmek için o kırsalda yaşayan bizim köylümüz en az 20 milyar lira harçla başlamakta.
Şimdi, sonuç itibarıyla gelinen süreçte daha önce o geçici kanunda “Beş yıl süreyle bu vergiler ertelenecek.” hükmü vardı. Neden? Arada 3 tane seçim vardı, beş yıl kondu.

Şimdi, arada bir kere daha uzatma yapıldı üç yıl, şimdi iş başa düştü, tekrar bir seçim daha var ve köylerde yaşayan insanlar isyanda, işte seçim geldi, aklımız tekrar başa geldi. Evet, bu kanunu her seferinde seçim gelip uzatacağımıza Türkiye’nin ciddi bir sorunu olan bütünşehir yasasından derhâl vazgeçilmeli ve eski hâline idari şekil geri döndürülmelidir.”

diyerek konunun önemini gündeme taşıdı.

———

 

BASIN AÇIKLAMASI-2

“İMAR BARIŞLARI, VERGİ AFLARI BİRER SEÇİM RÜŞVETİ OLDU”

Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi CHP Antalya Milletvekili Av. Cavit ARI; dün Plan ve Bütçe Komisyonundan geçen 12 maddelik Mini Torba Kanun teklifinin içinde yer alan “İmar Barışının Kapsamının Genişletilmesi” düzenlemesine ilişkin olarak görüş ve eleştirilerini gündeme getirdi.

İlgili kanun teklifinde “3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına “bu Kanun” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve 2960 sayılı Kanun” ibaresi eklenmiş ve maddeye bağlı 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesine ait kroki ile sınır ve koordinat listesi ekteki şekilde değiştirilmiştir. diye yazılan düzenlemeye ilişkin olarak,

Antalya Milletvekili Av. Cavit ARI;

“Daha önce Mayıs ayında çıkartılan imar barışı, 24 Haziran öncesi iktidarın haksız oy kazanması için bir kanun olmuştu. Önceki “imar barışı” adı altında başlatılan çalışmada Türkiye’de 9 milyon 210 bin kişi imar barışına müracaat etmiştir. Daha öncesinde de Çevre ve Şehircilik Bakanına sormuştum, bu yasalar çıkarılırken mevcut durumların tespiti en azından yapılabildi mi? Mevcut durumların bir şekilde düzenlenmesi, yapılması belki -her ne kadar yanlış da olsa- en azından kamuoyunu “İşte, bir yanlışlık vardı, bu düzeltildi.” şeklinde teselli edebilir. Ancak, önceki imar barışı yani mevcut imar barışı çıktıktan sonra bu memlekette kepçeler son hızıyla çalıştı, ustalar son hızıyla çalıştı ve de ortada binayla ilgili hiçbir şey yokken yeni binalar yapıldı.
Yani, şimdi, bu imar barışı seçim öncesinde ülkede yürürlüğe sokuldu ve 9 milyon 210 bin kişi müracaat etti ve milyonlarca para toplandı. Şimdi, önümüzde yine bir seçim var ve bu seçime ilaveten de Türkiye’nin en hassas bölgesi olan ve korunması gerçekten çok önemli değeri haiz olan boğazlarda yeni bir imar barışı getirilmeye çalışılmakta. Tabii, eski yapı varsa ve bu eski yapıların korunması gerekliyse bu eski yapıları koruyalım. Bu anlamda bir tespit yapıldı mı? Ben öncelikle onu sormak istiyorum. Bu kanun yürürlüğe girer girmez hızlı bir şekilde yine iş makineleri çalışacak mı, inşaat ustaları çalışacak mı, böyle bir risk var mı yok mu? Onu da bir değerlendirmeye tabi tutalım. Buradan da kaç para toplamayı hedefliyorsunuz? Bunun bütçe açığına ne kadar katkısı olacak? Önümüzde de bir seçim var, bu seçimlere etkisi ne olacak?

Türkiye’nin en hassas olan bölgesi, korunmaya değer ve belki dünyada başka olmayan Boğazımızın yani İstanbul Boğazı’nın korunması çok önemli. Her gittiğimizde İstanbul’a bakıyoruz ki yeşillikler birer birer azalmakta. Biz bu kaçak yapılaşmaya da eğer bundan sonra göz yumarsak bu eşsiz manzaraya sahip olan Boğaz maalesef özelliğini kaybedecek. O nedenle, öncelikle, her ne kadar… Bu konuda bir çalışma yapılıp insanların mağduriyeti giderilsin, yasal olmayan bir durum varsa yasallık kazandırılsın ama en azından bundan sonrası için önleyici tedbirlerin de alınmasında fayda olduğunu düşünüyorum.
Tarihî yarımada bugün Türkiye’nin en önemli değerlerinin bulunduğu bir yer; Ayasofya’sından tutun, Sultanahmet Camii’nden tutun “İstanbul” denince akla gelen, dünyada tüm turistlerin geldiği en önemli merkez. Ben şimdi size soruyorum: Bu tarihî yarımadanın görüntüsünü siz kurtarabildiniz mi? O arkaya dikilen gökdelenler ne zaman dikildi, nasıl dikildi?

Bunlarla ilgili yargı kararlara varken o yargı kararları neden uygulanamadı da İstanbul’un tarihî yarımadasının, ki en hassas değerlerimizin, camilerimizin olduğu, İstanbul’u İstanbul yapan tüm değerlerin olduğu bu yarımadanın siluetini neden koruyamadınız? Bu konuda neden çalışma yapamadınız? Neden yargı kararlarını uygulayamadınız? Yani, şimdi, siz bir taraftan “Vatandaşın bilerek ya da bilmeyerek yaptığı -arsa- bu imara aykırılığı giderelim.” derken İstanbul’a yapmış olduğunuz böyle yanlışlıklar var. Tarihî yarımadanın siluetini nasıl düzelteceksiniz, bana göre önce sizin bunlara cevap vermeniz lazım.”

diyerek konunun önemini gündeme taşıdı.

 

BASIN AÇIKLAMASI-3

“KÖPRÜ CEZALARI İPTAL EDİLSİN AMA ESAS İTİBARİYLE 3.KÖPRÜ GEÇİŞ ÜCRETLERİ VATANDAŞLARIMIZI MAĞDUR ETMEYECEK MAKUL BİR RAKAMA ÇEKİLSİN”

Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi CHP Antalya Milletvekili Av. Cavit ARI; dün Plan ve Bütçe Komisyonundan geçen 12 maddelik Mini Torba Kanun teklifinin içinde yer alan “Köprü Cezalarının İptali” düzenlemesine ilişkin olarak görüş ve eleştirilerini gündeme getirdi.

İlgili kanun teklifinde “25/6/2010 tarihli ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 4- (1) 2/11/2016 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar, araç sınıfları itibarıyla kullanılması yasak olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsünden geçilmesi nedeniyle 30 uncu maddenin ikinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmez, verilmiş olanlar tebliğ edilmez, tebliğ edilmişlerin tahsilatından, varsa yapılmış itirazlardan ve açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir. Söz konusu cezalar kapsamında bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan tahsilatlar 28/2/2019 tarihine kadar başvurulması halinde 31/3/2019 tarihine kadar red ve iade edilir. diye yazılan düzenlemeye ilişkin olarak,

Antalya Milletvekili Av. Cavit ARI;

“Değerli arkadaşlar, bu kamyonlar, bilhassa bu araçlar bu köprüden niye geçti veya niye geçmek zorunda kaldı? Bütçe döneminde de çok tartışmalara neden olan üçüncü köprüden geçerken insanlar bu köprüye çok ciddi paralar verdi, paralar vermek zorunda kaldı. Çünkü bu köprü özellikle kamu-özel iş birliği içerisinde yapılmış ve de birtakım garantileriyle bu köprüden geçişler taahhüt edilmişti yatırımcıya. Şimdi, siz, vatandaşı bu köprüden geçmeye zorlarsanız… Vatandaş her iki köprüden geçerken -atıyorum- 15+15, 30 TL para ödeyecekken bu köprüden geçişte 250, 300 lira para harcayacaksa kamyoncu buraya gelmez. Yani neredeyse bir taraftan öbür tarafa geçtiğinde mahsur kalacak esnaf, kamyoncu veya diğer esnafımız.
Şimdi, vatandaş mecbur kalmış, mağdur olmuş, bu köprüden geçmek zorunda kalmış ve siz de bunu gelinen noktada aslında kabullendiniz. Yani bu cezaların yüksekliğini kabullenmek zorunda kaldınız ve sonuç itibarıyla da şimdi seçim var. O nedenle değiştiriyorsunuz.

Bakın, deniyor ki: “Söz konusu cezalar kapsamında bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan tahsilatlar 28/2/2019 tarihine kadar başvurulması hâlinde 31/3/2019 tarihine kadar ret ve iade edilir.”
Arkadaşlar, gerçekten ayıp. Şöyle: Biz bu düzenlemeye karşı değiliz. Vatandaşımız tarafınızdan mağdur edildi. Bu mağduriyet giderilmeli, doğru. Ama mağdur eden de sizsiniz ve sonuçta sizin bu köprüye özel teşebbüse yaptırarak yüksek rakamlarla geçiş mecburiyeti getirmenizdir mağduriyete sebebiyet veren. Durum böyle iken kendi yaptığınız mağduriyeti seçim öncesi kullanmaya çalışmaktasınız.

Şimdi, eğer biz bugün bu cezaları affediyorsak buradan bir önerim olacak, öbür köprüden geçişle ilgili rakamları makule çekin ki vatandaş tekrar öbür köprüden kaçak göçek geçmeye kalkışmasın, gitsin, öbür taraftan geçsin, bir daha böyle affa maffa maruz bırakılmasın diyorum.

Bu vesile ile garantili sözleşmeleri yeniden gözden geçirmenizde fayda bulunmaktadır.”

diyerek konunun önemini gündeme taşıdı.

 

BASIN AÇIKLAMASI-4

“31 MART YEREL SEÇİMENE ŞİMDİDEN GÖLGE DÜŞMÜŞTÜR.”

Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi CHP Antalya Milletvekili Av. Cavit ARI; dün Plan ve Bütçe Komisyonundan geçen 12 maddelik Mini Torba Kanun teklifinin içinde yer alan “Yüksek Seçim Kurulu Üyelerinin Görev Sürelerinin Uzatılması” düzenlemesine ilişkin olarak görüş ve eleştirilerini gündeme getirdi.

İlgili kanun teklifinde “30/11/2017 tarihli ve 7062 sayılı Yüksek Seçim Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Kurul üyelerinden; 2019 yılında görevi sona ereceklerin yerine 2020 yılı Ocak ayında, 2022 yılında görevi sona ereceklerin yerine ise 2023 yılı Ocak ayında yenileme seçimi yapılır.” diye yazılan düzenlemeye ilişkin olarak,

Antalya Milletvekili Av. Cavit ARI;

“Bu ülkede 31 Mart 2019 tarihinde bir yerel seçim yapılacaktır ve şimdiden bu yerel seçime bu teklifle gölge düşürülmüştür. Şimdiden daha Türk halkının kafasına soru işareti doğmaktadır.
Bakın, bu ülkede 17 bin hâkim var ve bu hâkimlerin çoğunluğu, özellikle Ankara’da bulunan hâkimlerin önemli bir kısmı da Anadolu’nun değişik yerlerinden tecrübelerle gelmiş olan hâkimlerdir. Hepsi kendi illerinde, süreç içerisinde seçim kurulu üyelikleri yapmış hâkimlerdir. Bu hâkimler burada neden tutulmak isteniyor? YSK bir seçim başlamış ve devam ediyor, saat 14.00 olmuş ve açıklama yapıyor, karar alıyor, yasaya aykırı olarak ve Türkiye’de ilk defa seçim devam ederken şartlar değiştirilmiş, mühürsüz oylar geçerli sayılmış. Böyle bir seçim olabilir mi? Bu seçime güven olabilir mi her şeyden önce? İşte, önümüzdeki seçime de bugünden şaibe düşürdünüz bu teklifi vermekle. Türkiye’de hâkim mi yok? Türkiye’de Seçim Kurulunu yönetecek hâkim mi yok da bu hakimlerde ısrarcısınız?

Geçen yerel seçimlerde trafolara kedi girmişti, referandumda mühürsüz oylar geçerli ilan edildi ve son dönemlerde yapılan her seçime böylelikle gölge düştü. Siz hakkıyla kazansanız dahi vicdanlarda kaybettiniz.”

diyerek konunun önemini gündeme taşıdı.