İL DANIŞMA KURULU AKM’DE YAPILDI

0
204
Print Friendly, PDF & Email

CHP İl Danışma Kurulu Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Danışma kurulunun açılış konuşmasını yapan CHP İl Başkanı Ahmet Kumbul, Antalya özelinde turizmin 12 aya yayılamaması, sezon bittiğinde çalışanların yüzde 98’inin işsiz kalması, dolar bazında kişi başına harcama ortalamasının her sene düşmesi gibi etkenleri yan yana getirdiklerinde turizmde kırılan rekorların pek bir işe yaramadığını gördüklerini söyledi.

“31 Mart yerel seçimlerinden büyük bir başarıyla ayrılarak, memleketin dört bir yanına el birliği ile baharı getirdiklerini söyledi. Büyükşehir Belediye Başkan adayı Muhittin Böcek’in, büyük bir oy farkıyla seçildiğini vurgulayan Kumbul, “Antalya’da kazanılan bu zafer asla bir tesadüf değildir. Emekçiden üreticiye, çiftçiden sanayiciye, öğrencilerden kadınlara bütün kesimlerin sesi olmak için, Antalya’nın ve Antalyalıların hakkını savunmak için örgütümüzle verdiğimiz mücadele 31 Mart’ta nihai sonucuna varmıştır” dedi.

CHP Antalya milletvekilleri Çetin Osman Budak, Aydın Özer, Rafet Zeybek, İlçe Başkanları ve yöneticileri, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, eski Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, önceki dönem Milletvekilleri, il Başkanları ve parti yöneticileri ve üyeler katıldı.

CHP Antalya İl Başkanı Ahmet Kumbul, Danışma Kurulunun açılış konuşmasında şunları söyledi;

31 Mart yerel seçimlerinden büyük bir başarıyla ayrılarak, memleketimizin dört bir yanına el birliği ile baharı getirdik.. Millet İttifakı’nın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Muhittin Böcek, büyük bir oy farkıyla seçilerek, Antalya’da dertlere derman belediyeciliğin kapısını tekrar açtı.

Antalya’da kazanılan bu zafer asla bir tesadüf değildir. İl örgütü olarak seçildiğimizde ilk olarak Hedef 2019 adıyla bir çalıştay düzenledik ve startımızı verdik. Kolları sıvadığımız günden bu yana, hiç durmadan çalışıyoruz.

Antalya’yı, kentimizin geleceğini, taşını, toprağını, doğasını ilgilendiren hangi konu varsa, il örgütü olarak her zaman sözümüzü söyledik, söylemeye devam edeceğiz. Ülkemize, demokrasinin sağlam bir şekilde işlemesine dair, Antalya il örgütü olarak yapılması gereken ne varsa yaptık, el birliği ile yapmaya devam edeceğiz.

Emekçiden üreticiye, çiftçiden sanayiciye, öğrencilerden kadınlara bütün kesimlerin sesi olmak için, Antalya’nın ve Antalyalıların hakkını savunmak için örgütümüzle verdiğimiz mücadele 31 Mart’ta nihai sonucuna varmıştır.

İl örgütümüzün, Milletvekillerimizin, Belediye Başkanlarımızın, İlçe Başkanlarımızın, kadın ve Gençlik Kollarımızın, Mahalle Temsilcilerimizin ve bu partiye emek vermiş tüm üyelerimizin birbirleri ile uyumlu çalışması, azmi ve inancıyla elde edilen bu zafer, hepimizin eseridir, hepimizin ortak gururudur.

Cennet şehrimizin doğasını bozacak çılgın projeler karşısında, Türel’i ve AKP’yi her zaman uyardık. Neler yapılması gerektiğine dair, uzmanların, meslek odalarının görüşü dahilinde İl örgütü olarak önerilerimizi sıraladık.

En basit örnek Boğaçayı projesi. Bu havzanın endemik bitki çeşitliliği ve tatlı su kaynakları bakımından önemine dikkat çektik ama uzmanların uyarısı dikkate alınmayarak 5 ay önce hizmete açılan Boğaçayı Projesi’de yosunlaşma ve koku sorunları baş gösterdi. Büyükşehir Belediye ekiplerimiz, çevrenin dengesini gözetecek şekilde temizlik çalışmasını başlattı.

Ancak bu projenin böyle sonuçlara yol açacağını aylar öncesinden dile getirmiştik. Büyük bir çevre felaketine yol açacağı belirtilen Türel’in bir diğer çılgın projesi Lara kruvaziyer limanı projesi, 31 Mart’tan sonra çok şükür ki rafa kaldırıldı ve hemşerilerimiz rahat bir nefes aldı.

CHP Antalya İl örgütü olarak yaptığımız yapıcı ve etkin muhalefetin sonucunda Antalyalı hemşerilerimiz, özlediği, hak ettiği belediye hizmetlerini, kamu kaynakları israf edilmeden, yandaş birtakım kimseler ihya edilmeden, eşit ve adaletli bir şekilde almaya başladılar.

Haktan, halktan, adaletten, doğadan, çevreden, kadınlardan, gençlerden, engellilerden, tüm canlılardan yana bir yerel yönetim anlayışıyla çıktığımız bu yolda, kentimiz tekrar bir kimlik kazanacaktır. Örnek olarak; Antalya’nın en önemli markası olan, şehrimizle bütünleşen Altın Portakal Film Festivali özüne dönerek halkımızla buluşacak.

Yerel seçim sonuçlarına tekrar dönersek;

İYİ Parti ile birlikte kurduğumuz Millet İttifakı olarak, Antalya genelinde Büyükşehir Belediyesi ile birlikte 11 belediyeyi kazanarak, büyük bir başarıya imza attık. Bu başarıda adaylarımızın, örgütümüzün özverili çalışmaları, kimseyi kırmadan, incitmeden, ötekileştimeden, herkesi kucaklamaları yatmaktadır. Bunun yanı sıra, bu sonucu yıllarıdır uygulanan yanlış politikalara karşı Antalya halkının vermiş olduğu sert bir cevap olarak da yorumlayabiliriz.

Hepimizin bildiği üzere, tarım ve turizm sektörü, Antalya ekonomisinin can damarıdır. Yüz binlerce insan, bu iki sektörden ekmek yemekte, hayatını idame ettirmektedir. Uygulanan tarım politikalarının ne gibi sonuçlara yol açtığını Antalyalı çiftçiler, üreticiler, hal esnafı ve tüketiciler çok iyi görmektedir.

Mazot, gübre ve ilaç gibi tarımsal girdi fiyatlarındaki yüksek artışlara değinirsek;

Tarım üretici fiyat endeksi bu yıl en yüksek seviyeyi gördü, üretim maliyetleri son 1 yılda yüzde 31 arttı.

Gıda ve Orman Bakanlığının açıkladığı verilere göre Türkiye’de gübre fiyatlarında son iki yıl içinde büyük artış oldu. Fiyatlar 2018 yılında 2017’ye göre ortalama yüzde 40 arttı. Son iki yıldaki artış oranı ise yüzde 51 olarak gerçekleşti.

Maliyetleri arttıran diğer unsurların başında mazot fiyatları geliyor. Gıda tedarik zincirinin her aşamasına etki eden mazot fiyatları son iki senede yüzde 51 arttı.

Tarımda kendi kendisine yetebilen 7 ülkeden biri olarak gösterilen Türkiye’de tarımsal üretim her geçen yıl azalıyor. Çiftçi girdi maliyetleri sebebiyle üretimden vazgeçiyor.

Tarımsal alan büyüklüğümüz Yunanistan’ın on katı olmasına rağmen, 2018’de Yunanistan’dan pamuk ithal ettik. Buğday, tütün ithal ettik.

Hayvancılık da gerileme halinde. Mera alanları daralıyor, ot verimi düşük. Endüstriyel yeme dayalı hayvancılık politikası sonucu, yem ham maddesinin yüzde 50’den fazlası ithalata bağımlı. Artan dövizle birlikte yem fiyatları da tırmanıyor ve hayvancılığı geriletiyor.

Bütün bunlar bir bütün olarak uygulanan yanlış tarım politikalarının bir sonucudur. Meydanlara her çıktıklarında “yerli” ve “milli” olmaktan dem vuranlar döneminde, tarım ve hayvancılık dışa bağımlı hale geldi, döviz fiyatındaki sert artış 2018’de tarımı da sert biçimde vurdu ve çiftçiyi tarımdan soğutacak olumsuzluklara yol açtı.

Turizm sektöründe de büyük bir kan kaybı yaşanmaktadır. Antalya’ya gelen turistlerin sayısında rekor kırıldığına dair haberleri sürekli okuyoruz. Turist sayısında rekor kırılmasına rağmen, Antalya özelinde turizmin 12 aya yayılamaması, sezon bittiğinde çalışanların yüzde 98’inin işsiz kalması, dolar bazında kişi başına harcama ortalamasının her sene düşmesi, acentelerin kan ağlaması, turizm sektöründe faaliyet gösteren birçok firmanın borçlarını ödeyemedikleri için konkordato ilan etmesi gibi etkenleri yan yana getirdiğimizde, kırılan bu rekorların pek bir işe yaramadığını görmekteyiz.

31 Mart yerel seçimlerinde elde edilen başarıda, adaylarımızın etkisi kadar, Türkiye’de yıllara yayılan ihmallerin, uygulanan neo-liberal ekonomi politikalarının, yok pahasına yapılan özelleştirmelerin, cari açığın kronik hale gelmesindeki en büyük etkenlerden olan düşük kur yüksek faize dayalı para politikası ve tüm bunların sonucu olarak Türkiye ekonomisinin kırılgan bir hale gelmesi vardır.

Bütün bunların yanı sıra, eğitim konusuna geldiğimizde de hem Antalya hem de Türkiye için şöyle acı bir tablo ile karşılaşmaktayız;

OECD ülkeleri arasında, devletin eğitim kurumlarına öğrenci başına en az harcama yaptığı ülke Türkiye.

Türkiye’de ilkokuldan üniversite düzeyine kadar öğrenci başına yapılan kamu harcamaları, 4 bin 652 dolar. Bu, 10 bin 391 dolar olan OECD ortalamasının yarısından az.

Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayınlanan ‘Eğitim Kalitesi 2018’ isimli rapora göre Türkiye, 137 ülke arasında 99’uncu sırada yer aldı. Bununla birlikte Katar, Malezya, Endonezya, İran ve Pakistan’ın eğitim sistemi Türkiye’nin önünde yer alıyor.

Geçtiğimiz sene YKS’nin ilk oturumu Temel Yeterlilik Testi’nde adayların 4’te 1’i barajı geçmek için gerekli olan 15 neti çıkaramadı, bu adayların 41 bin 281’i ise sıfır çekti.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan 2019 yılı LGS sonuçlarına göre Antalya başarı sıralamasında 24.sırada yer almıştır. 2000’li yılların başında lise ve üniversitelere giriş sınavlarında en başarılı kentler arasında yer alan ve uzun süre birinciliği kimselere kaptırmayan Antalya’da eğitim kalitesinin bu şekilde düşmesi, kentimiz açısından üzüntü vericidir.

Ancak eğitimin kalitesi sadece Antalya’da değil, ülke genelinde düşmüştür. Bilimsel eğitimin rafa kaldırılması, sınav sisteminin neredeyse her sene değişmesi, eğitimin ticarileştirilmesi, AKP iktidarının ideolojik yönelimi doğrultusunda müfredatın değiştirilmesi gibi etkenler bu sonucu doğurmuştur.

HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLDU!

31 Mart’ta yapılan seçimlerden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Ekrem İmamoğlu zaferle ayrılmasına rağmen, YSK tarafından alınan kararla İstanbul seçimlerinin yenilenmesine karar verilmişti. Kamu görevlisi olmayan kişilerin bazı yerlerde sandık kurulu başkanı olduğu gerekçesine dayandırılarak, İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararı alınması, bir hukuk garabeti olarak tarihe geçmiştir.

Çok değil, geçtiğimiz sene 24 Haziran 2018’de yapılan seçimlerde de kamu görevlisi olmayan kişiler sandık kurulu başkanlığı yapmıştı. O seçimlerde istediği sonucu alan iktidar için bu durum bir şaibe yaratmamış, YSK, 31 Mart İstanbul seçimleri ile ilgili aldığı kararı almamıştı. Sonuç olarak, bir sandık darbesi ile milletin iradesi gasp edilmiştir. Millet iradesinin bu şekilde yok sayılmasına karşı, 23 Haziran’da sözünü söylemiş, Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Ekrem İmamoğlu’nu daha güçlü bir şekilde o koltuğa oturtmuştur.

Biz de CHP Antalya il örgütü olarak, milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, il yönetimimiz, il kadın ve gençlik kolu başkanlarımız, ilçe başkanlarımız, üyelerimizle elimizi taşın altına koyduk ve Ekrem İmamoğlu’na hem sahada hem de seçim günü sandıkta gerekli desteği verdik. 19 ilçemizden gelen talepler doğrultusunda, Antalya’dan İstanbul’a 32 otobüsle en temel vatandaşlık görevlerini yerine getirmek isteyen İstanbul seçmenlerini taşıdık.

Ekrem İmamoğlu ile birlikte bütün Türkiye, her şey çok güzel olacak dedi ve 23 Haziran’da büyük bir demokrasi dersi verdi.

Ancak, çıktıkları her platformda milletin iradesine vurgu yapanlar, şimdi de belediye başkanlarının yetkilerini kısıtlayacak bir yasal düzenlemeye gitmeyi planlıyorlar.

AKP, muhalefetin rahat çalışmasını engellemek için Büyükşehir Yasası ile Belediye Yasası başta olmak üzere yerel yönetimlerle ilgili mevzuatta değişiklik yapılmasını gündemine aldı. Belediye başkanı ve belediye meclislerinin yetkilerinin yeniden ele alınması, imar başta olmak üzere bazı yetkilerin ilgili bakanlıklara verilmesi değerlendiriliyor.

İktidar, belediye başkanlarının yetkilerini bakanlıklar eliyle kısıtlamaya çalışırsa bunun adı milletin verdiği yetkinin gasp edilmesi anlamına gelir. Millet iradesini ortaya koymuştur.

Buna saygı duyulmalıdır. Artık seçimler bitmiştir. Daha önce de söylediğimiz gibi; önümüzde uzun ve meşakkatli bir yol vardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhur İttifakı bu sonuçlardan bir ders çıkarmalı, ülkenin normalleşmesi için ötekileştirici, ayrıştırıcı söylemlerinden vazgeçmesi gerekmektedir. Hükümet ülkenin gerçek gündemlerine dönmeli, ekonomi ile ülkenin güvenliği ile ilgilenmelidir.

Son olarak;

İstanbul seçimlerinin mimarlarından biri olan, İstanbul halkının iradesine sonuna kadar sahip çıkan İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu, asılsız ve montaj tweetler delil gösterilerek 17 yıl ile yargılanmak isteniyor.

Yüreği insan sevgisi ile dolu, ayrım yapmadan herkesin hakkını savunan, çalışkan, başarılı İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu yalnız değildir. Her zaman yanında olacağımızı bütün kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.