CHP’DEN COŞKULU KUTLAMA

0
97
Print Friendly, PDF & Email

CHP Antalya İl Başkanlığı 96. Yıldönümü’nü büyük bir coşkuyla kutladı.

CHP 96. kuruluş yıldönümünü’nde Atatürk Anıtı’na çelenk bıraktı. Çelenk sunumun ardından Konyaaltı Açık Hava Tiyatrosu’nda Kuruluş Yıldönümü kutlama programları kapsamında devam etti.  Günümüze kadar görev yapmış tüm il başkanlarına plaket töreni, toplu üye katılım töreni ve ardından yerel sanatçı Ali Gezer ve Kıraç konseriyle sona erdi.

Programda konuşma yapan CHP Antalya İl Başkanı Ahmet Kumbul, “Ülkemizi kurtaran ve kuran parti olarak 96.ncı kuruluş yıldönümümüzü kutlamanın onurunu, mutluluğunu ve haklı gururunu yaşıyoruz” dedi.

Konuşmasına devam eden Başkan Kumbul, “Bugün burada, bir büyük onuru, bir büyük mutluluğu ve bir büyük kıvancı paylaşmak üzere bir aradayız. Partimizin 96. Yaş gününü kutluyoruz. Aslında Partimizin ilk Kurultayı kabul edilen Sivas Kongresinden yola çıktığımız düşünülürse 100. Yaşımız da diyebiliriz. Emperyalizme karşı ulusal başkaldırının öncüsü olan Kuvayi Milliye ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nin temeliyle kurulan Partidir bizim Partimiz. 4 Eylül 1919 tarihinde Sivas’ta temelleri atılan ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının önderliğinde, halkın büyük mücadelesi ile Kurtuluş Savaşı’nı veren kadroların, 9 Eylül 1923’te kurduğu partidir Cumhuriyet Halk Partisi.Ümmet toplumunu çağdaş bir topluma dönüştüren, egemenliği gökyüzünden yeryüzüne indiren devrimlerin ve devrimcilerin partisidir Cumhuriyet Halk Partisi. Emperyalizme ve sömürüye karşı Halkına güvenip,“Ya İstiklal Ya Ölüm” diyerek ulusal kurtuluş savaşını başlatan, Cumhuriyet’i ilan eden, Hilafeti kaldıran, laik hukuk devletini kuran, eşit ve özgür bireylerin yaşadığı, tam bağımsız Türkiye için yaşamını ortaya koyan, temelinde ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık hedefi yatan, “Hürriyetinde, Eşitliğinde, Adaletinde dayanak noktası Ulusal Egemenliktir” diyen kurucu ilkelerimiz “Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik” ilkelerini yani 6 Ok’u, laik Cumhuriyet yapılanmasının, çağdaşlaşma hedefinin, Aydınlanma Devriminin sürekliliğinin ifadesi olarak belirleyen İlk Genel Başkanımız, değişmez önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün partisidir Cumhuriyet Halk Partisi. Savaş meydanlarının muzaffer komutanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin önsözü Lozan Antlaşmasında diplomasi destanı yazan, tüm dünyada 65 milyon insan ölürken, Avrupa’da büyük yıkımlar yaşanırken Türkiye’yi savaştan koruyan, Ülkemizi çok partili sisteme geçiren, seçimi kaybedince seçim sonuçlarına müdahale etmeyi öneren komutanlara ve devlet yetkililerine karşı çıkan, çantasını koltuğunun altına alıp yürüyerek evine giden; “bir memlekette namuslular namussuzlar kadar cesur olmadıkça o memlekette Kurtuluş yoktur” diyen, Partimiz için “ortanın, solu tanımını yapan milli şef, İsmet İnönü’nün Partisidir Cumhuriyet Halk Partisi.

Partiyi Demokratik Sol ideoloji ile tanıştıran,“ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen” diyerek sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini, toplumumuzun kabulüne sunan, “toprak işleyenin su kullananın” diyerek sömürüye karşı çıkan, Kıbrıs Barış Harekatı ile milliyetçilik ilkemizi Kıbrıs’ın Beşparmak Dağlarına yazan, Kıbrıs Barış Harekatı sonrası ambargo uygulayan ABD’ye “ambargo kalkmadığı sürece üslerinin kapalı ve askıda kalacağını söyleyen, “NATO’ya yapacağımız katkı, NATO’nun Türkiye’nin güvenliğine katkısıyla orantılı olacak, bu kadar.” diyen, Karaoğlan’ın, Bülent Ecevit’in partisidir Cumhuriyet Halk Partisi.

Partimiz, 1980 faşist darbesiyle kapatılıp yeniden açılacağı 1992 tarihine kadar Cumhuriyet Halk Partisi kadroları Halkçı Parti, Sosyal Demokrat Parti ve birleşerek oluşturdukları Sosyal-demokrat Halkçı Parti çatısı altında sürdürdü siyaseti. Bu dönemde adı geçen partilerde,  genel başkanlık yapan Necdet Calp’in daha sonraki dönemde Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlığıda yapan Aydın Güven Gürkan’ın partisi, solda birlik için çaba gösteren, siyasetin zarif beyefendisi, evrensel değerlerin takipçisi, demokratik ve özgür bir Türkiye için mücadele eden dünyaca ünlü fizik profesörü, eski dış işleri bakanı Erdal İnönü’nün partisi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Devlet bakanlığı, Dış İşleri Bakanlığı, Başbakan yardımcılığı yapan ve solda birlik için SHP genel başkanlığını bırakan Murat Karayalçın’ın partisidir Cumhuriyet Halk Partisi.” Diye kaydetti.

9 Eylül 1992’de yeniden açıldıktan sonra Partimizin 4.Genel Başkanı olan, 1974’te Maliye Bakanı, 1978’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ,1995’te Dışişleri Bakanı olan,18 yıl Genel Başkanlık yapan, Türkiye’nin, ABD öncülüğündeki koalisyon güçleriyle birlikte kuzeyden Irak’a girmesini öngören 1 Mart Savaş Tezkeresi’nin Meclis’te reddedilmesi sonucunu doğuran direnişin, önderliğini yapmış Antalyalı Deniz Baykal’ın partisidir Cumhuriyet Halk Partisi.

Gençlik Kolları Genel Sekreterliği yapan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcılığı, Dışişleri Bakanlığı, Meclis Başkanlığı görevlerinde bulunan bilgi, birikim ve saygınlığı ile SHP-CHP birleşmesinin “Hikmet Abi” si Hikmet Çetin’in partisidir Cumhuriyet Halk Partisi.

Basın tarihimizde önemli bir yeri olan, Turizm ve Tanıtma Bakanı, Grup Başkanvekili, Genel Sekreter Yardımcılığı, görevlerinin ardından seçildiği Genel Başkanlığı döneminde, devrim niteliğinde kararlarla örgütlenme ve üye yapımızın iyileştirilmesinde önemli çalışmalar yapan, Altan Öymen’in Partisidir Cumhuriyet Halk Partisi.

“Biz üreten bir Türkiye istiyoruz” diyen, “Biz yaratılan her artı değerin eşit dağıtılmasını, refahın yükselmesini istiyoruz” diyen, ülkemizin hak, hukuk ve adalet talebini herkes duysun diye Ankara’dan İstanbul’a 25 günde 430 kilometre yürüyen, milyonlarla Maltepe mitingini yapan, Adalet kurultayını düzenleyen, seçimlere katılabilsin diye demokrasi adına İyi Parti ‘ye 11 milletvekilini gönderen, bir milliyetçi, bir muhafazakar ve sosyal demokrat partimizin ittifak yapmasını sağlayıp, antidemokratik baraj sorununu ortadan kaldıran, 31 Mart ve 23 Haziran’da partimizin seçimleri kazanmasında en çok emeği olan, Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun Partisidir Cumhuriyet Halk Partisi.

Ve tüm bu değerlerin ötesinde, ezilenlerin, aydınların, çiftçilerin, esnafın, iş adamının, işçinin, kadınların, gençlerin yani tüm Halkın öz partisidir Cumhuriyet Halk Partisi.

Devleti ve Cumhuriyeti kuran, Demokrasiyi ülkemizde tesis eden, yoksulları ve ezilen kesimleri koruyan, onların hakları için mücadele eden, hukukun üstünlüğünü, insan hak ve özgürlüklerini, laikliği, çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi, cinsiyet eşitliğini, sosyal devleti, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeyi ve insan onuruna uygun, barışçıl ve hakça bir dünya düzeninin kurulmasını vazgeçilmez temel ilkeleri olarak kabul eden, Partidir Cumhuriyet Halk Partisi.

Tarihi boyunca Cumhuriyetimizi, bağımsız, çağdaş, onurlu, saygın bir devlet haline getiren bütün kritik kararlarda Cumhuriyet Halk Partisi’nin imzası vardır.

Bizler, Cumhuriyet Halk Partililer Omuzlarımızdaki tarihi sorumluluğun farkındayız. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim iki büyük eserim var; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi” dediği ve bizlere emanet ettiği eserlerini ilelebet yaşatacağız.

Başta Kurucu Genel Başkanımız, değişmez önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kurtuluş’un, kuruluşun, devrimlerin Partisi Cumhuriyet Halk Partisi’ne emeği geçen, üyesinden genel başkanına herkesin önünde saygı ile eğiliyorum. Ömrümün en önemli ve onurlu görevi olan, ömür boyu Şeref madalyası olarak taşıyacağım İl Başkanlığı görevim dönemimde, partimizin 96. Yıl dönümünde düzenlediğimiz bu etkinlikte birlikte olmaktan, büyük bir mutluluk duyduğumu ifade ediyor, her türlü baskı ve yıldırma politikasına karşı direnen ve Atamızın emanetine sahip çıkan Partililerimi saygı ve minnetle selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

İstanbul İl Başkanı  Canan Kaftancıoğlu’nun mahkemesi hakkında konuşan Başkan Kumbul, “Bakın Canan Hanım, savunmasında ne diyor;

“Mahkemenizin hakikati görmek istememesi nedeniyle bu dava bir cezalandırma davasıdır. İşte bu yüzden yargıya güven tarihinin en düşük seviyelerine inmiş durumdadır.

Bu salonda tanık olmama rağmen üzülerek ifade ediyorum ki kendimi sizlerden daha özgür ve daha güçlü hissediyorum. Çünkü biliyorum ki ben sadece gerçekleri söylüyorum. O nedenle, hakkımda değil 17, 27 yıl ceza istense, değil 17, 27 yılla bile cezalandırılsam hakikati inançla söylemeye devam edeceğim. Çünkü biliyorum ki insanı gerçekten güçle donatan, özgür kılan şey hakikat, sadece hakikattir.

Adalet de büyük bir hakikat arayışıdır aslında. Sizler de hakikati arayıp ona yaklaştığınızda özgürleştiğinizi hissedeceksiniz. Yaşamım boyunca daima olduğu gibi bu özgürlüğü, kendimden çok sizlerin, herkesin, hepimizin geleceği adına istiyorum.”

Peki sizce hakikati aradı mı mahkeme?

Adil bir yargılama oldu mu?

Neden bunları soruyoruz biliyor musunuz? Çünkü bu dava siyasi bir davadır, bu dava İstanbul’daki zaferin mimarlarını cezalandırma davasıdır Fakat İstanbul’u biz kazandık, siz kaybettiniz. Bu dava Canan arkadaşımız üzerinden, biz il başkanlarına, ilçe başkanlarına, milletvekillerine, hak hukuk ve adalet arayışı içinde olan toplumsal muhalefete, Cumhuriyetçilere, demokrasiden, özgürlüklerden yana olanlara yönelik bir korkutma ve sindirme hamlesidir.

Peki biz korkacak mıyız, sinecek miyiz, susacak mıyız?

Bizler laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devletinin temel ilkeleri için mücadele etmeye devam edeceğiz. Hak ve özgürlüklerden yana olacağız. İnsan haklarını, demokrasiyi, çoğulculuğu, katılımcılığı, bizi biz yapan, bizi yurttaşlık bilinciyle buluşturan Cumhuriyetimizin temel kazanımlarını sonuna kadar savunacağız. Tüm bunları yaparken, bizi susturmaya, sindirmeye çalışanlara asla taviz vermeyeceğiz. Dayanışma içinde olacağız, birlik olacağız. Canan Kaftancıoğlu asla yalnız değildir ve asla yalnız yürümeyecektir” diye kaydetti.