ARI’DAN ERSOY’A PLAJLARI MAHVEDEN PROJELER İÇİN DUR YAPAMAZSIN DİYEBİLDİNİZ Mİ?

0
36
Print Friendly, PDF & Email

ARI; ‟SAYIN BAKAN, SORMAK İSTİYORUM, PARTİLİNİZ ÖNCEKİ BELEDİYE BAŞKANININ PLAJLARIMIZI MAHVEDEN PROJELERİNE BİR ANTALYALI VE BAKAN OLARAK DUR YAPAMAZSIN DİYEBİLDİNİZ Mİ?”

 

 

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçe görüşmeleri 14.11.2019 Perşembe günü yapıldı.

 

Görüşmeler sırasında CHP Antalya Milletvekili, Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi Av. Cavit ARI, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri ERSOY’a plajlarımızı mahveden projelerden konaklama vergisine yapılan sözde restorasyonlarla kimliğini kaybeden tarihi eserlerimizden Kaş imar değişikliğine kadar birçok önemli konuyu gündeme getirdi.

 

Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi Av. Cavit ARI ‟Bir Antalyalı olarak öncelikle Turizm Bakanlığının çok başarılı çalışmalar yapmasını en çok arzu edenlerden birisi olduğumu ifade etmek istiyorum. Çünkü turizm dediğimizde onlarca, yüzlerce sektörü ilgilendiren önemli bir sistemi burada konuşuyoruz demektir. Bu sektörlerin hepsi turizmin başarılı olması hâlinde hak ettiği şekilde kazanabilecek sektörler. Eğer Antalya’da örtü altı sebzecilik başarılı olacak ve köylümüz, çiftçimiz ürettiğinin hakkını alacaksa turizmdeki başarımızla bağlantılı olacak. Çünkü turizmdeki başarısızlık, ülkeye gelecek olan turist sayısının azlığı, o ürünün de para etmemesi demek olacak. Taşımacı sektörünü ilgilendirir. Kısacası turizm, onlarca, yüzlerce sektörü ilgilendiren çok önemli bir alandır. O nedenle biz, başarılı olmanızı canı gönülden istiyoruz ve bekliyoruz.

Ancak, tabii, bu iş parayla da olur. Sayın Bakanım, yani şimdi bir bütçe teklifi sunuldu. Ben beklerdim ki bu rakamın daha da yüksek olması ve turizmin hak ettiği şekilde bir bütçenin burada konuşulması gerekirdi. Çünkü, ifade ettiğim gibi, turizmin Türkiye’nin en önemli lokomotiflerinden birisi olduğunu biliyoruz. 2020 yılı bütçesi olarak 5 milyar 127 milyon gibi bir bütçe hedefi öngörmüşsünüz. Ben bu rakamın burada düşük olduğunu ve artırılması gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Şimdi, hep söylenir: Çok turist mi, çok gelir mi? Yani biz yıllarca hep istatistikler açıklanırken örneğin Antalya’yla ilgili, turizmle ilgili bir başarı öyküsü anlatılacak olursa: Efendim, işte Antalya’ya 14 milyon turist geldi. Bu yıl 14 milyon turist geldi. Keşke 20 milyon olsa. Biz bir milletvekili olarak, bir Antalyalı olarak, örneğin, şehrimize daha fazla turist gelsin isteriz. Ama hedef, çok turistten öte, çok para bırakan turist olmasını sağlamak lazım. Bu anlamda da anlayışımızı yeni yeni değiştirdiğimizi görüyorum. Yani alternatif turizm modelleriyle biraz daha para bırakır turist sayısında artışlar meydana geldiğini yenice hissetmeye başladık.

Bu arada şunu söyleyeyim, yine sizin sunumunuzda dikkatimi çeken: Ülkemizde 2019 yılı itibarıyla 463 plaj, 22 marina, işte 15 deniz turizmi aracı vesaire… Bu sayılar iki gün önceki Çevre ve Şehircilik Bakanlığının da sunumundan alınmış aynı rakamlar. Ben Sayın Bakanın bir Antalyalı olduğunu bilerek sormak istiyorum: 463 plajdan bahsetmektesiniz ve yine sunumunuz içerisinde özellikle plajlarla ilgili çeşitli şikâyetler geldiğini, bu nedenle de yeni plajlar açılmasına gayret gösterdiğinizi ifade etmişsiniz. Ben de size şunu sormak istiyorum: Siz Turizm Bakanısınız ve Antalyalısınız köken itibarıyla ve hedefinizde de plajların artırılmasından bahsetmişsiniz, plajlarla ilgili sıkıntılardan bahsetmişsiniz ve hedefinizi de koymuşsunuz. Peki, 2014-2019 döneminde Antalya Büyükşehirde Belediye Başkanlığı yapan partiliniz Belediye Başkanının Antalya’nın ve Türkiye’nin en önemli 2 plajını mahvetmesine, daha doğrusu mahvetme projesine hangi tepkiyi koydunuz? Bu anlamda bir mücadeleniz oldu mu? Bu anlamda bir girişiminiz oldu mu? “Hayır kardeşim, bunu yapamazsın. Senin Lara’ya yapacak olduğun kruvaziyer limanla ilgili bir proje Lara sahil bandını mahvedecektir. Konyaaltı’na yapacak olduğun yat limanı Boğa Çayı’yla beraber bütün Lara plajını, 1.500 metrelik kısmını yani Antalya’da halkın girip denizine en kolay şekilde ulaşabildiği tek sahili mahvedecektir. Sen bunu yapamazsın. Ben Turizm Bakanı olarak buna müsaade etmiyorum.” diyebildiniz mi? Çok merak ediyorum. Yani kendi partiliniz olduğunda buna ses çıkarabildiyseniz, bununla ilgili çekincelerinizi ortaya koyabildiyseniz söylerseniz biz de seviniriz.

Şimdi, vatandaşlarımızın bizden en çok Turizm Bakanlığı görüşüleceğinde dile getirmemizi istediği birkaç husus var. Örneğin hanutçuluk konusu, başta Kemerliler olmak üzere söylüyorum. Hanutçular, biliyorsunuz, daha yolcular, turistler Uşak’tayken “Oraya gitme, şehre çıkma sakın, orada kapkaççı var, hırsız var, tehlike var, şu var, bu var. Doğru gidelim, belirli alışveriş merkezlerinde alışveriş yapalım, oralardan çıkmayın, tekrar otelinize dönün.” diyenler. Dolayısıyla, bunların önüne geçemezseniz sokaktaki esnaf turizmden yararlanamaz. Bu turizmden esnafın yararlanabilmesinin önünü açmanızı istiyor vatandaş. Bakın, bunlar sosyal medyadan bize iletilen talepler.

Tabii, yine, bir Turizm Bakanı olarak ve üstelik sektör içerisinde profesyonel olarak bu işi yapan birisi olarak da yine size iletilmesi istenilen, en çok dile getirilmesi istenilen konu, AK PARTİ iktidarının yeni yaratmış olduğu yani başarılı bir çalışması diyebileceğim 3 tane yeni vergi yani güzel şeyler yaratıyorlar. İşte, bunlar şu an Genel Kurulda görüşülen 3 tane yeni vergi. Bunlardan bir tanesi de “konaklama vergisi” adı altında yeni alınmak istenen vergi. Bu 3 vergiden özellikle konaklama vergisi Sayın Bakan, öncelikle işletmecileri yani turizmcileri ciddi şekilde etkileyecektir ve bunun yanı sıra da sonuçta dönüp dolaşıp vatandaşımızın üzerine binecek bir yüktür. Sizin Turizm Bakanı olarak buna engel koymanız lazım. Bakın, Maliye Bakanı bunu isteyebilir çünkü Maliye Bakanı parayı bitirdi, yeni paralar arayışı içerisinde olabilir ama sizin göreviniz turizmi canlandırmaktır. Turizmi canlandırabilmek için de turizme balta vuracak olan bu işlerin önüne geçmeniz lazım. Aksi hâlde başta şehir içi otelcilerimiz olmak üzere, bütün sektör bundan etkilenecektir ancak sonuçta dönüp dolaşıp vatandaşımızın üzerine ciddi yük binecektir, lütfen buna engel olun.

Yine, son olarak şunu söylemek istiyorum: Bu tarihî eserlerin restorasyonu konusu çok büyük sıkıntılar yaratan bir konu. Restorasyonla ilgili, özellikle müze gelirleriyle elde ettiğiniz paralardan çalışmalar yapıldığını ifade ettiniz. Ben de aslında önemsiyorum restorasyon çalışmalarını ancak öyle bir restore sonuçları ortaya çıkıyor ki bakıyorsunuz bin altı yüz, bin beş yüz yıllık tarihî eser yenilenmiş, bin beş yıl sonraya hazırlanmış bir eser adayı olarak ortaya çıkarılmakta yani kimliği kaybediliyor.

Sayın Vakıflar Genel Müdürü, özellikle buradan size söylemek istiyorum. Bakın, sizin Genel Müdürlüğünüz denetiminde yapılan restorasyonların çoğunda restore edilen o tarihî eser şekil değiştiriyor, kimliğini kaybediyor, özünü kaybediyor.

Birisi benim bu eleştirime demiş ki: “Ya ne var işte, sekiz yüz yıllık eser yenilendi. Sekiz yüz yıl sonra yeni bir tarihî eser olabilir.” Yani böyle bir mantıkla tarihî eser restore edilmekte.

Son olarak Sayın Bakana şunu sormak istiyorum: Bakın, Antalya’nın Kaş ilçesi bugün dünyanın en güzel yerlerinden birisi ve burada 1/25.000’lik bir imar planı değişikliğiyle Kaş’ın önce doğası, arkasından da turizmi bitirilmek istenilmekte. Sizin bu konuda yine müdahil olmanızda fayda var çünkü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı mahkeme kararıyla iptal edilen bu projeyi uygulamaya devam etme arzusunda. O nedenle bu konuya siz Turizm Bakanı olarak müdahil olursanız şehrimiz adına, ilçemiz adına ve turizmimiz adına önemli bir katkı olacaktır diyorum.” dedi.