“TÜRKİYE’DE ADALET VE DEMOKRASİNİN GELECEĞİ” PANELİ

0
42
Print Friendly, PDF & Email

CHP Antalya İl Başkanlığının düzenlemiş olduğu “Türkiye’de Adalet ve Demokrasinin Geleceği” paneline CHP PM Üyesi, CHP Eski İstanbul Milletvekili Eren Erdem ve Gazeteci- Yazar, CHP Eski İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş konuk oldu.
Panelde konuşma yapan CHP Antalya İl Başkanı Ahmet Kumbul, “Bu ülkede adalet var mı soruyorum hepinize? Adaleti mumla arıyoruz değil mi? Bu ülkede gece yarısı, şafak vakti evlerin basıldığını, insanların ailelerinin yanında çocuklarının gözleri önünde ters kelepçelerle gözaltına alındığını gördük. Bunun adı, adalet değil, işkencedir” dedi.
Konuşmasına devam edan Başkan Kumbul, “Demokrasi diyoruz, adalet diyoruz. Ülkede insanların düşüncelerini açıklamaları suç, yazmak suç, yönetenlere karşı en ufak bir eleştiri getirmek suç. Adalette reform üzerine reform yapıyorlar. Yargı bağımsızlığı olmadan, hakimin vicdanı olmadan bir ülkeye adalet gelmez. Hakim talimat alıyorsa adalet gelmez. Kanunlar uygulanmaz. Önemli olan hakimin vicdanıdır, hukukun üstünlüğüdür, insan haklarıdır. Güçlülerin hukukunu değil, her zaman hukukun üstünlüğünü savunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Alanya’daki davadan bahseden Başkan Kumbul, “Hakimin vicdanı demişken daha 17 gün önce 14 Kasım’da Alanya’da bir dava görüldü ve biz oradaydık. Keşke bu talihsiz olay hiç yaşanmasaydı da biz de orada olmasaydık. Bir kadın bir akrabası tarafından çocuk yaşta cinsel istismara uğramış ve sonunda intihar etmek zorunda kalmıştı. Vicdanlı bir hakim heyeti olayları dinlemiş, incelemiş, ailelerini, tanıkları dinlemiş, kadının bıraktığı mektubu okumuş ve sanığa 14 yıl ceza vermiş. Yargıtay uzaktan sanığa beraat vermiş. Yerel mahkeme vicdanını dinlemiş ve direnme kararı vermiştir. İşte hakim vicdanı ve adalet budur.
Türkiye’de bir yılda 26.115 kişiye Cumhurbaşkanına hakaretten soruşturma, 4.887 kişiye dava açılmış. Cumhurbaşkanı tarafsız değil, AKP’nin Genel Başkanı. Biz bir siyasi partinin genel başkanını eleştiremeyecek miyiz? Tarafsız Cumhurbaşkanı olsun, yeminine sadık kalsın, kimse eleştirmesin.
Demokrasilerde seçimler milletin iradesinin sesidir. Bu ülkede referandumla sadece salt çoğunluğun yettiği referandumla tam sandıklar açılırken, yasa tanımayan seçim kurulunun kuralı değiştirerek, gerek mühürsüz oyların geçerli sayıldığı ve adil olmayan bir şekilde millet iradesi yok sayılarak bu ülkede sistem değişmiştir” şeklinde konuştu.
Başkan Kumbul, “ Ayrıca 31 Mart’ta bir yerel seçim yaptık. Birçok il ve ilçe belediyesine kayyum atadılar. Belediye meclislerinin başkan seçmesine izin verilmedi. O zaman bu belediye seçimleri neden yapıldı? Bu belediye başkanları temiz kağıdı aldılar. YSK seçime girebilirler diye karar aldı. Şimdi açığa alıyorsun. Sonradan suç işlediyse, suç esnasında yakala. Devletin tüm imkanları elinde, ortada bir suç varsa bu insanların seçime girmesine o zaman niye izin veriyorsun? Bu nasıl bir çelişkidir. Biz mental yorgunluk diye görev aldığınız başkanlar içinde halkın iradesinin yok sayıldığını söylemiştik. Biz adalet istiyoruz, demokrasi istiyoruz. Milletin iradesine, verdiği oya herkes saygı duymak zorunda” diye kaydetti.
Başkan Ahmet Kumbul, “Adaletin olmadığı yerde hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur. Bu ülkede evinizde, işyerinizde basılabilir, gözaltına alınabilirsiniz. Dosyanıza gizlilik kararı konulursa avukatınız dahil hiç kimse neden gözaltına alındığınızı öğrenemeden, aylarca yıllarca hapiste kalabilirsiniz. Konjonktür değiştikten sonra veya tüm deliller yetersiz kaldıktan sonra pardon diyebilirler. Bu mudur adalet? Mal ve can güvenliğinin olmadığı bir ülkeye kim yatırım yapar, kim böyle bir ülkede riske girer, üretim yapar. Üretmeyen ülkelerin ne iktisadi ne de siyasi bağımsızlığı olur. Üretmeyen ülkelerde ne kalkınmışlık olur ne zenginlik ne istihdam. İşsizliğin yüksek seviyelerde olduğu ülkelerde neler olduğunu, bir virüs gibi yayılan intihar olaylarını hep beraber görüyoruz. Kentimizde son dönemde yaşanan siyanürlü intihar olaylarını vicdanımızı yaralamaktadır.
Bugün gazetecileri, aydınları, yazarları tutuklatanlara, halkın seçilmiş vekillerini, avukatlarını, siyasi önderlerini talimatla mahkum edenleri, belediye başkanlarının yerine kayyum atayıp halkın iradesini yok sayanlara, yaşadığı ekonomik sorunlar sebebiyle aileleriyle birlikte intihar eden insanların sorunlarına çözüm bulamayanlara, boşanmak istediği için eşini çocuklarının gözü önünde hunharca katledenlerin, mahkemede kravat taktığı için cezasında indirim yapılmasına sebep olanlara, çocuk gelinlere ses çıkarmayanlara, çocuklara yönelik istismarlara delil yetersizliğinden beraat ettirenlere, toplumun çevresini korku duvarlarıyla sarmaya çalışanlara, kendi müfredatları ile gencecik beyinlere kendi dar ideolojilerini dayatmak için laik ve bilimsel eğitimin altını oyanlara diyoruz ki;
Susmayacağız, korkmayacağız, yılmayacağız!
Adil, eşit, özgür ve mutlu bir ülkede yaşamak için mücadele edeceğiz!
Bugün tüm karşı saldırılara ve engellemelere rağmen biz kazanacağız!
Cumhuriyeti, laikliği, demokrasiyi, adaleti, toplumsal barışı, düşünce özgürlüğünü, hukukun üstünlüğünü, laik ve bilimsel eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliğini, kısacası aklın ve bilimin gerektirdiği tüm nitelikleri toplumun her köşesine yaymak bizim görevimizdir. Bu ülkede adalet ve demokrasiyi, daha özgürlükçü bir parlamenter sistemi tesis edene kadar mücadelemiz devam edecek ve biz kazanacağız” sözlerine yer verdi.