KAMUOYUNA

0
209
Print Friendly, PDF & Email

 

Asırlardır sürmekte olan kadınların hak ve eşitlik mücadelesinde en önemli yeri örgütlenme mücadelesi alıyor. Daha Osmanlı Dönemi’nde kurulan “Cemiyeti İmdadiye”, Halide Edip’in önderliğinde kurulan “Teali İslam Cemiyeti”, Osmanlı Kadınları Müdafaai Hukuk Cemiyeti, Nezihe Muhittin’in öncülük ettiği “Hilali Ahmer Kadınlar Merkezi”, Türk Kadınlar Birliği ve Kurtuluş Savaşı sırasında kurulan Alaşehir Kadınlar Cemiyeti, Sivas Anadolu Kadınları Müdafaai Hukuk Cemiyeti kadın örgütlülüğünün ilk örneklerindendir.

Kurtuluş Savaşı’nda kadınların bizzat savaşın merkezinde yer almasının ardından; Cumhuriyet’le birlikte Kadınlar çok önemli toplumsal değişiklikler geçirdi. Osmanlı Döneminde başlayan ve Cumhuriyet’in kuruluşuyla Sabiha Gökçen, Afet İnan ve yakın tarihimizde ise Demokrasi Şehidimiz Bahriye Üçok, hayatını cehaletle savaşa adayan Türkan Saylan gibi aydınlanma önderi kadınlarımızla doludur tarihimiz.

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk tarafından Hilafet kaldırılıp; Teokratik düzenden, laik düzene; Monarşik rejimden Cumhuriyet rejimine geçerken, Doğu kültüründen, Batı kültürüne; Orta Çağ anlayışından, Çağdaş Kültüre, Demokrasiye, Dinsel dönüşümden, Bilimsel dönüşüme yöneldik. Birbirinden önemli devrimleri teker teker gerçekleştirirken; 1926 yılında Medeni Kanun’la, 1930 yılından itibaren önce yerel seçimlerde, ardından 5 Aralık 1934’te Atatürk bir kez daha Dünya’ya örnek olacak bir karara öncülük etti; kadınların siyasi hayatta genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı için harekete geçti ve seçim kanununda yapılan değişiklik ile, bundan tam 86 yıl önce kadınlar en demokratik haklarına kavuşarak kadın erkek eşitliği sağlanmış oldu. Ve Cumhuriyet Dönemi’nin en büyük devrimi, kadın devrimi olarak gerçekleşti. Çünkü, Kadına gerekli önemin verilmediği bir toplumda bütün öteki devrimlerin anlamı olmazdı. Bu mücadeleyi görmezden gelmeyen, hatta mücadeleye destek veren Başta Atatürk’ümüze ve o dönemde emeği geçenlere sonsuz teşekkürler.

Türk Kadınının Seçme ve Seçilme Hakkı kazanmasının üzerinden geçen 86 yıl sonra bugün; sosyal, siyasal ve idari noktalarda temsil gücümüz yeterli olmadığından kadınlarımız mutlu değildir.

1935’te 18 kadın vekille başlayan süreç, 1987 de 6 vekile kadar düşmüş; Bugün ise 101 kadın vekille parlamentoda meclisin sadece %17 oranında temsiliyet hakkına sahip olabilmiştir.

Yerel yönetimlere gelince kadın temsiliyeti; Belediye Başkanlıklarında %3, Meclis üyeliklerinde ise %10 u yakalayamıyor.

2019 Yerel Seçimlerinde seçilen; 30 büyükşehirde 3 kadın, 51 ilde 1 kadın, 919 ilçede 36 kadın belediye başkanlığına seçilmiş kadın temsilcilerimiz vardır.

Değerli Arkadaşlar;

Kadın kişiliğini kazanmış aydın ve özgür olursa girdiğimiz yolda ilerleyebiliriz.

Ülkemizde kadın-erkek eşitliği konusunda en büyük değişimleri gerçekleştirmiş olan Cumhuriyet Halk Partisi olarak hedefimiz; zihniyet değişikliğinden, hukuka, eğitimden, çalışma hayatına toplumdaki cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmaktır.

Demokrasi ancak kadınların tam anlamıyla güçlendiği ve eşit yurttaş olduğu bir toplumda kökleşebilir. Kadınların kamusal ve toplumsal yaşama daha eşit katılabilmeleri ile daha güçlü olmalarından kadınlar kadar erkekler ve çocuklar dolayısıyla tüm ülke yararlanacaktır. “Unutulmamalıdır ki; Kadının güçlü olduğu bir ülkenin temelleri sağlam demektir.”

Kadınları siyasete çağırırken, mücadele içinde yollarındaki dikenler ve tuzaklar ayıklanmalıdır. Eşit mücadele koşulları oluşturulmalıdır. Siyasi partiler ve seçim yasası acilen değiştirilmelidir. Adaylaşma sürecinde liyakat, herkeste aranmalıdır.

Bugün itibariyle yaşanan dar boğazla evin emekçisi kadın mücadele ediyor, sorguluyor. Bu sorgulamayı baskılayan, öfkeyi yanlış yönlendiren, kaderciliği empoze eden, güzel günleri öbür dünyada görebileceğini anlatan tarikatlardan, cemaatlerden sadece biz kadınların direnciyle kurtulabiliriz.

“Kadınlar siyasetin mutfağından sorumlular. Onlar ellerinin hamuru ile her işi yapabilirler. Seçim zamanı kapı kapı dolaşmak, broşür dağıtmak, mitinglerde kalabalığı oluşturmak onların işidir, görevidir. Evleri, sokakları en iyi onlar temizleyebilir.” Bu söylemlerin ötesinde; yönetim kademelerinde, temsil noktasında olmak istiyoruz.

Kadının sesi siyasette ne kadar güçlü çıkarsa ülkemizde o kadar özgür olacaktır. Amacı, idealleri, kavgası, derdi olan kadın siyaset yapıyor. Evdeki kadının sözcüsü siyasetteki kadındır.

Kadınlar artık siyasetin mutfağından çıkıp sofrasına da oturmak istiyor! Yıllar önce kavuştuğu seçme ve seçilme hakkını kullanarak karar mekanizmalarında da yer almak istiyor!

Bu ülkenin geleceği kadınların elindedir. Bu karanlık gidişe biz kadınlar dur diyeceğiz.

Aydınlık yarınlara kararlılıkla yürüyoruz. Gücümüze inanıyoruz. Birlikte Güçlüyüz.

Biz ayrıcalık, lütuf istemiyoruz. Eşitlik ve adalet hakkımızı istiyoruz. Geleceğimize sahip çıkıyoruz.

Eşitlik mücadelesi, gerçeği görmekle başarıya ulaşır ve gerçek, gözümüzün önündedir.

Siyasal eşitliğin, siyasal bir mücadele ile elde edileceği bilinci ile kolları sıvamalıyız. Elimizin hamuru ile siyasete derinden girmenin tam zamanı. Cumhuriyet’in temel değerlerine bağlı daha çok kadın muhtarlar, daha çok kadın belediye meclis üyeleri, daha çok kadın belediye başkanları ve daha çok kadın milletvekilleri olmalı.

Hayatın yarısını oluşturan kadınlar olarak;

Kadınsız siyaset yarınsızdır.

Kotalara sığınmadan, %50 temsiliyet istiyoruz.

Erkek egemen siyaseti dönüştürünceye kadar mücadeleye devam.

Cumhuriyetimize, vatanımıza, Atatürk’ümüze, geleceğimize sahip çıkıyoruz.

Bugüne kadar bu mücadeleye güç katmış ve ülkemizi ileri taşıyacak adımları atmış kadınları ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve minnetle bir kez daha anıyoruz.

Onların düşüncelerini iktidara getirerek onlara olan borcumuzu ödeyebiliriz.

 

                                                                                                                                  NİLÜFER DEVECİ

CHP Kadın Kolları Antalya İl Başkanı