Akaydın; KESK’e bağlı sendikalara “legal görünümlü illegal örgüt” ithamları yapıyorlar

0
1426

CHP Antalya Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Akaydın’ın, KESK’e bağlı Eğitim-Sen üzerinde hükümetin kurmaya çalıştığı baskı politikaları ve Eğitim-Sen’e bağlı eğitimcilerin terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturmaya tabi tutulması çabalarına ilişkin basın toplantısı düzenledi.

CHP ANTALYA MİLLLETVEKİLİ PROF. DR. MUSTAFA AKAYDIN’IN BASIN AÇIKLAMASI ŞÖYLE;

Otoriter bir rejim tesisine yönelik hareketleri sonucu, özellikle yurtdışındaki itibarı bugünlerde dibe vuran AKP Hükümeti, muhalif seslere yönelik baskılarını ülkemizde yaşanan terör olayları üzerinden meşrulaştırmaya çalışmaktadır.

Kendisine muhalif bütün örgütleri terörist ilan ederek kendini devletin tek hâkimi ilan etmeye çalışan bu otoriter zihniyetin son yöntemi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Kanunlarına göre meşru olan örgütler arasından kendisine muhalif olanları “legal görünümlü illegal örgüt” şeklinde dayanaksız ithamlarla pasifize etmek olarak karşımıza çıkıyor. Bugünlerde de KESK’e bağlı sendikalar üzerinde bu yöntemi denemeye çalışıyorlar.

KESK, 29 Aralık 2015 günü için kendisine bağlı sendika üyelerine DİSK ve TMMOB ile birlikte “savaşa hayır, barışı savunacağız” sloganı etrafında bir günlük iş bırakma çağrısı yapmıştır. Bu gelişme üzerine, KESK’e bağlı çeşitli sendikalara yönelik baskı eylemleri başlamış, Milli Eğitim Bakanlığı da Eğitim-Sen için demokratik hukuk devleti ilkeleriyle asla bağdaşmayacak bir süreci yürürlüğe koymuştur.

11 Mart 2016 tarihinde önce Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik Bölümü Başkanının, her ilden başmüfettişlerin katıldığı bir toplantı düzenlediği bilgisi elimize ulaşmıştır. Bu toplantıyla ilgili olarak ortaya atılan iddialara göre başmüfettişlere, iş bırakma eylemlerine katılan bütün Eğitim-Sen üyesi eğitim mensuplarına soruşturma açmaları ve “Eğitim-Sen üyelerine açılacak soruşturmalarda mutlaka onlara terör örgütü üyesi veya sempatizanı şeklinde suçlamalar yapılması” konusunda telkinde bulunulmuş, kendilerine “özlük hakları ile ilgili iyileştirmeler yapılmak üzere olduğu ve düzenlemelerin meclise sunulduğu bildirilmiş, “bu soruşturmaları yapmayan müfettişlerin kendilerinin de terör örgütü üyeliği ile suçlanacağı konusunda” açıkça baskı yapılmıştır. Başmüfettişlere dayatılan uygulama, kendilerinin de illerinde bu şekilde toplantılar düzenleyerek kendi altlarında bulunan müfettişleri benzer şekilde sıkıştırmaları yönündedir.

AKP Hükümeti, gün geçtikçe demokrasi ve hukuk devleti ilkelerini ihlal konusundaki çıtasını istikrarlı şekilde yükseltiyor. Kendi hukuksuz eylemlerini, artık devletin siyaseten tarafsız olması gereken bürokratlarına da tehdit yoluyla dayatarak devleti kendi suçlarına ortak ediyorlar.

Eğitim-Sen mensupları hakkında toplantı akabinde bugünlerde açıldığı kulağımıza gelen soruşturmaların, özellikle bu kişilere terör örgütü mensubiyeti suçlaması içerecek şekilde tasarlandığı, bu yolla birçok öğretmen ve yöneticimizin ekmeğiyle oynanmak istendiği bilgimiz dâhilindedir. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ya bu işin takibinde olacağımızı, eğitim emekçilerimizin hakkını AKP’ye yedirmeyeceğimizi, görevinden haksız olarak alınmak istenen personelin yerine liyakat sahibi olmayan yeni yandaşlar atanarak eğitim sistemimizin her gün daha kalitesiz bir hâle getirilmesine izin vermeyeceğimizi buradan bir kez daha ilan ediyoruz.

KESK, Türkiye’de toplu sözleşme hakkına sahip en büyük sendikalardan biridir ve tamamen kanunlar çerçevesinde kurulmuştur. İş bırakma eylemine konu olan kararın metnine de rahatlıkla ulaşılabilir. Metinde PKK ya da bir başka örgütü destekleyen en ufak bir ifadeye rastlanmamış, yalnızca operasyonların yapılması sırasında bölgede vatandaşların ve kamu emekçilerinin yaşadığı mağduriyetlere değinilmiştir. Böyle bir bildiriye dayanılarak Türkiye’nin en ciddi sendikalarından birisini legal görünümlü illegal örgüt ilan etmek ne akla ne de vicdana sığar. Güvenlik kuvvetlerimiz elbette bölücü örgütlere yönelik operasyon yapabilir. Fakat bu operasyonların da kanun çerçevesinde ve terörle ilişkisi bulunmayan vatandaşların temel insan hakları gözetilerek yapılması zaruridir.

Türkiye’de eğer terörü destekleyen legal görünümlü illegal örgütleri sorgulayacaksak, bu örgütlerin en büyüğünün AKP olduğu rahatlıkla görülebilir. Resmi olarak terör örgütü ilan ettikleri Fethullah Gülen Cemaati üyelerinin 2002 – 2013 yılları arasında devletin bütün kademelerine yerleşmesinde birincil rolleri olduğu gibi “ne istediler de vermedik” şeklinde vahim açıklamalarla da bu durumu desteklemişlerdir.

Aynı şekilde AKP Hükümetine mensup bakanlar, milletvekilleri, gazeteciler ve danışman sıfatı taşıyan bazı televizyon şöhretleri, bizzat Abdullah Öcalan ile ilgili övgü dolu sözler söylemişlerdir. AKP, çözüm süreci adını verdiği müzakere sürecinin yasal zeminini bile doğru düzgün hazırlamamış; görüşmelerin büyük bölümünü kanun dışı şeklinde yürütmüştür. Üstelik müzakere süreci boyunca PKK’nın şehirlerde silah depolamasına göz yumarak terörü birinci elden desteklemiştir.

Tüm bunlara ek olarak, bütün dünya kamuoyunda AKP Hükümeti IŞİD’i desteklemekle suçlanmaktadır ve IŞİD’e giden silahları belgeleyen gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül’e yapılanlar ortadadır. Bu basın emekçileri, bütün dünyanın zaten bildiği ve ilan ettiği bir gerçeğin fotoğraflarını yayınladıkları gerekçesiyle yargılanmaya başlanmıştır.

AKP’nin terör dışındaki illegal eylemlerini, özellikle 17–25 Aralık soruşturmalarına konu olan yolsuzluk iddialarını hesaba kattığımızda; bütün Türkiye’de AKP mensubu ya da partiye yakınlık taşıyan kişilerin girdiği sayısız görevi kötüye kullanma, nüfuz ticareti, haksız kazanç elde etme gibi suçlamaları da üst üste koyduğumuzda; Türkiye’de legal görünümlü en büyük illegal örgütün AKP olduğu ortaya çıkacaktır.

İktidarın sıklıkla uygulamaya başladığı yeni yöntem, kendisine muhalif olan basın mensubu, aydın, akademisyen, memur, işçi, öğrenci kim varsa terörist olmakla ya da terör örgütüne yataklık yapmakla suçlayıp baskılarını meşrulaştırmaya çalışmaktır. Eline silah dahi almamış kişileri sırf AKP muhalifi oldukları için terörist ilan etmek kabul edilemez. Geçtiğimiz günlerde barış bildirgesine imza atan akademisyenlere yapılan da aynı uygulamadır ve bu durum devam ettiği sürece, Türkiye’de otoriterleşme sevdasına giderek kapılan AKP rejimi, yaptıkları kanunsuzlukları meşrulaştırmak adına daha çok vatandaşımıza yönelik insan hakları ihlalleri uygulayacak gibi gözükmektedir. Bu devlet, sadece AKP’ye değil hepimize devletidir. Türkiye’de terörü kimin desteklediği bellidir. Terörü destekleyenler de en yakın zamanda halk vicdanında yargılanıp hakettikleri cezaları alacaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz