CHP Antalya Milletvekili Dr. Niyazi Nefi Kara’nın Yunanistan Cumhurbaşkanı’nın Keçi Adası Ziyareti ve Yunanistan Savunma Bakanı’nın İmroz ve Bozcaada Çıkışları Hakkında Basın Açıklaması yaptı.
CHP Antalya Milletvekili Dr. Niyazi Nefi Kara yaptığı açıklamasında şunları söyledi.
AKP Hükümeti ise her zamanki gibi bu işgalleri kamuoyunun gözünden kaçırarak gündemi referandum ve Almanya ile yaşanan krizler üzerinden manipüle etmeye çalışmaktadır. Hükümetin işgalleri sonlandıracak bir adım atamayacağı ve bu işgallere karşı bir direnç gösteremeyeceği Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızın Kardak Kayalıklarına yaklaştırılmaması ile de ortaya çıkmıştır.
Yunanistan Cumhurbaşkanı ve Başkomutanı Pavlopoulos 7 Mart 2017 günü beraberinde Ulaştırma Bakanı Nektarios Santorini, Genelkurmay Başkanı Oramiral Evangelos Apostolakis ve bazı milletvekilleri ile beraber Muğla İlimize bağlı bir Türk Adası olan Keçi Adası’nı ziyaret etmiştir.
Keçi Adası Lozan Antlaşması ile egemenliği Yunanistan’a devredilmemiş ancak 13 yıldır fiilen Yunan Bayrağı’nın dalgalandığı ve işgal altında olan 18 Adamızdan biridir. Yunan Cumhurbaşkanının bu ziyareti ile ilgili Yunan medyasına geçilen haberlerde Keçi Adası’na Yunanistan tarafından atanan Vali Tuğgeneral Sergentani’ye AKP Hükümetinin Adada inşa ettiği kilise önünde plaket verildiği de yer almaktadır.
Yunan Cumhurbaşkanı Keçi Adası ziyareti esnasında yaptığı açıklamada bu adaların Yunan sınırları içerisinde olduğunu iddia ederek Uluslararası Hukuk ve Avrupa Hukuku’ndan doğan tüm egemenlik haklarını kullanarak topraklarını savunacaklarını da ifade etmiştir.
Açıkça Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olan adamızda Yunan Valisi tarafından bir yönetim hüküm sürmekte ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından şu ana kadar yapılmış bir açıklama bulunmamaktadır. Yunan Cumhurbaşkanı kendi Adamızda bize açıkça meydan okumuştur.
Anlaşılan Türk Hükümeti ve Genelkurmayı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı ya bu ziyaretlerden habersizdir ya da bildikleri halde önlemeyerek Yunan tarafını cesaretlendirmektedir. Anılan tarih için Genelkurmay Başkanlığının yaptığı herhangi bir karasuları ihlali açıklaması da yer almamaktadır.
Keçi Adası Lozan Antlaşması’na göre bir Türk Adasıdır ve 6 millik Türk karasuları içerisinde yer almaktadır. Bu konuda defalarca açıklama yapıp önergeler vererek işgallerin durdurulması amacıyla Hükümetin harekete geçmesini bekledik. Maalesef, Hükümet kendi vatan topraklarımızın işgalini sonlandırmak adına bir adım atmak yerine, bu işgallerin meşrulaşmasını seyretmektedir.
Ne yazık ki, Yunanistan Türk Karasuları içerisinde bize ait olan adalarımızda hakimiyet sürüp, bu adaları silahlandırırken ve bu adalara vali atarken, Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı Kardak Kayalıklarına yaklaşamamış, Başbakan kendi adalarımıza pasaport ile girebilmiştir.
Türk Dışişleri Bakanlığı, 8 Mart 2017 günü yaptığı açıklama ile Yunan Cumhurbaşkanı’nın 6 Mart günü yaptığı Türk karasularında bulunan Ege Adalarını 1947 Paris Antlaşmasına göre silahlandırma hakkı olduğuna dair açıklamasını haklı gerekçelerle eleştirmiştir. Ancak ne yazık ki, Cumhurbaşkanının bir gün sonra gerçekleştirdiği Keçi Adası ziyareti hakkında tek bir açıklama yapma gereği dahi duymamıştır.
Bununla beraber, Yunan Savunma Bakanı Kammenos, 1 Mart 2017 günü Yunan Parlamentosunda Onikiada’nın Yunanistan’a katılmasının 70nci yıldönümü sebebiyle yaptığı konuşmada Bozcaada ve İmroz Adaları’nın Yunanistan milli egemenliği altında olduğunu söyleyecek kadar ileri gitmiştir.
Maalesef Türk makamları tarafından bu açıklamalar için yapılmış bir kınama mesajı da şu ana kadar yapılmamıştır.
AKP Hükümeti ise her zamanki gibi bu işgalleri kamuoyunun gözünden kaçırarak gündemi referandum ve Almanya ile yaşanan krizler üzerinden manipüle etmeye çalışmaktadır. Hükümetin işgalleri sonlandıracak bir adım atamayacağı ve bu işgallere karşı bir direnç gösteremeyeceği Genelkurmay Başkanımız ve Kuvvet Komutanlarımızın Kardak Kayalıklarına yaklaştırılmaması ile de ortaya çıkmıştır.
AKP Hükümetlerinin yanlış dış politikaları Türkiye’nin uluslararası arenadaki inandırıcılığını kaybettirirken Türkiye, vatan topraklarının işgaline sessiz kaldığı için iyice güçsüz bir ülke konumuna da getirilmiştir. Bununla beraber, AKP’nin TSK üzerinde uyguladığı politikalar Ordumuzu etkisizleştirmiş ve Türk Ordusu kendi topraklarının işgaline karşı bir adım atamaz konuma getirilmiştir. İçeride ‘Güçlü Türkiye’ diye politika yapanlar uluslararası toplumda Türkiye’yi izledikleri politikalar ile son derece güçsüz bir ülke konumuna getirmişlerdir.
Bu işgallere göz yumulmuş olması ve sonlandırılması için herhangi bir adım atılmamış olması Türk Ceza Kanunu 302nci maddesinde de açıkça tanımlandığı gibi bir vatana ihanet suçudur ve sorumluluk makamında olanlar günü geldiğinde vatana ihanet suçundan yargılanacaklardır.
AKP İktidarı 13 yıldır olduğu gibi geçtiğimiz günlerde yaşanan bu açık egemenlik ihlallerini görmezden gelerek şu an gündemine sadece referandumu almış ve ‘Hayır’ diyenleri terörist ilan etmekle meşgul olmuş olsa da, CHP olarak bizler vatan topraklarımızın işgal edilmesine sessiz kalmayacağız.
Anlaşılan AKP İktidarının sessizliğinden güç alan Yunan Hükümeti Türkiye’nin Ege Denizi’ndeki hakimiyetine son verene kadar Türk Karasularındaki tüm adalarımızı işgal etmekten çekinmeyeceğini bu tarz eylem ve söylemleri ile ortaya koymaktadır.
Yunan Hükümet yetkililerine de buradan hatırlatmak isteriz ki, 9 Eylül 1922 ile Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi olan Lozan Antlaşması zaferini unutmamaları gerekmektedir.






