Devam eden Kıbrıs Müzakerelerinde Birleşmiş Milletlere sunulan haritaların gizli tutulmasına ancak oransal bazda kamuoyuna yansıyan bilgilere CHP’den tepki geldi.
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın BM’ye sunduğu haritadaki toprak oranının yüzde 29 artı olmasını rahmetli Rauf Denktaş’ın hazırladığı harita olduğu iddiasına CHP’li Niyazi Nefi Kara’dan “Rahmetli Rauf Denktaş’ın hazırladığı bir harita yok. Olsaydı da bu zaten KKTC Anayasasına aykırı” yanıtı geldi.
KKTC Rumlar Tarafından Hala Azınlık Olarak Görülüyor
CHP Antalya Milletvekili Dr. Niyazi Nefi Kara tarafından TBMM Başkanlığına Dışişleri Bakanının yanıtlaması istemiyle sunulan soru önergesinde Akıncı’nın iddiasının yanıtlanması ve rahmetli Rauf Denktaş’ın hazırladığı iddia edilen haritanın varlığı ile Türk Dışişleri Bakanlığına sunulup sunulmadığının cevaplandırılması istendi.
Birleşmiş Milletlere liderler tarafından sunulan ve kasaya kilitlenen haritalarda Rumlara hangi bölgelerin verildiği ve Rumların hangi bölgeleri istediği sorularına da önergesinde yanıt isteyen Kara, kamuoyuna yansıyan Rumların %28,2 ve KKTC’nin %29,2’yi önerdiğine dair oranların kabul edilemeyeceğini belirterek “Anlaşılan Rum tarafı her zamanki gibi hiçbir taviz vermeden her türlü baskıyı uygulayarak Türk tarafını Adada bir azınlık olarak görme tavrında ısrar etmektedir. Buna izin verilemez” dedi.
Rum tarafının Dipkarpaz’ı istediğini belirten CHP’li Kara, bölgede bulunan petrol ve doğalgaz yataklarının Rumlar tarafından kontrol edilmek istenmesine karşı Türk makamlarının nasıl bir politika izlediğini de merak ettiklerini ifade etti.
KKTC Anayasasına Dikkat Çekti
Açıklamasında KKTC Anayasası’nın 2. ve 3. maddelerine de dikkat çeken Kara, “İkinci maddede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin, ülkesi ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu vurgulanırken, üçüncü maddede ise Egemenlik hükmü düzenlenerek egemenliğin KKTC halkına ait olduğu belirtiliyor. Anayasa bu şekilde iken, Kıbrıs’ta halktan habersiz, hangi bölgelerin kime verildiği bilinmeden bir haritanın sunulmuş olması anayasaya da halkın egemenliğine de aykırıdır” ifadelerini kullandı.
Çözüm Türkiye, Yunanistan ve AB’nin de Çıkarına
Kıbrıs’ın milli bir dava olduğunun altını çizen CHP Antalya Milletvekili Dr. Niyazi Nefi Kara, iki toplumlu, eşit egemenlik hakkına sahip bir çözümün Kıbrıs’a olduğu kadar Türkiye, Yunanistan ve Avrupa Birliği çıkarına da olduğunu belirtti.
Ancak devam eden müzakerelerde Rum tarafının tavrının Kıbrıs Türk tarafını azınlık olarak görme üzerine kurulu olmasının müzakerelerde tarafların eşitliği ilkesine de aykırı olduğunu ifade eden Kara, çözüm Rum tarafının tavrı nedeniyle engellenirse Türkiye’nin bir sonraki adımda KKTC’ye uygulanan haksız ambargoların kaldırılması ve KKTC’nin uluslararası toplumda tanınması yönünde kararlı ve ciddi adımlar atması gerektiğini vurguladı.
Kıbrıs’ı Satmalarına Göz Yummayacağız
Müzakere süreci ile ilgili Hükümeti de eleştiren CHP’li Kara, referandum sürecine de dikkat çekerek “Hükümet tek gündemi Başkanlık referandumu olduğu için Kıbrıs gibi milli bir davayı ikinci plana atmış gibi görünüyorlar. Rumların tavrına karşı herhangi bir karşı açıklama duyamadık. CHP olarak Başkanlık uğruna Hükümetin Kıbrıs’ı satmasına göz yummayacağız” dedi.
…….
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın Sayın Dışişleri Bakanı tarafından YAZILI olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 26/01/2017
Dr. Niyazi Nefi Kara
Antalya Milletvekili
9 Ocak 2017 tarihinde Cenevre’de başlayan Kıbrıs Müzakerelerinde, müzakerelerin devam eden seyri de göz önünde bulundurulduğunda en sıkıntılı başlıklardan birinin harita yani toprak konusu olduğu uzun süredir bilinmektedir.
Rum tarafının toprak konusunda Annan Planı paylaşımlarından daha olumsuz bir talepte bulunduğu ya da bulunacağı tüm kamuoyunca bilinmektedir. Ancak, müzakereler devam ederken KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın TRT Haber’e yaptığı açıklamada “Bizim sunduğumuz harita, rahmetli Rauf Denktaş’ın imzaladığı yüzde 29 artıdır” ifadelerini kullanmıştır.
KKTC’nin bugün Ada topraklarının %35’ine sahip olması nedeniyle %29’luk bir haritanın KKTC topraklarında ciddi bir kayıp olduğu ortadadır. Kaldı ki, Rum tarafının toprak mevzusunu bir pazarlık aracı olarak kullanıp tekliflerinde yüzde 28,2 gibi bir oranda mutabık kaldığı da basından takip edilmiştir. Bu oranın Annan Planı’ndan bile daha geri bir teklif olduğu da göz ardı edilmemelidir.
- KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın bahsettiği rahmetli Rauf Denktaş’ın imzaladığı harita hangi tarihte hazırlanmıştır ve hangi makamlara sunulmak üzere imzalanmıştır?
- Sayın Denktaş’ın yüzde 29 artı oranı ile hazırladığı harita Türk Dışişleri Bakanlığı bilgisi dahilinde midir? Türk makamlarının bu konuda telkin ya da itirazları olmuş mudur? Olduysa hangi tarihte iletilmiştir?
- Sayın Akıncı’nın Birleşmiş Milletler yetkililerine sunduğu harita Türk makamlarınca ya da Bakanlığınızca incelenmiş midir? İncelendiyse hangi tarihte bir görüşme yapılmıştır? Bu konuda Bakanlığınızın telkinleri ne yönde olmuştur?
- Bahse konu haritada Kuzey Kıbrıs’ın Rum Yönetimine vermeyi taahhüt ettiği bölgeler nereleridir?
- Rum Yönetiminin sunduğu yüzde 28,2’lik harita Türk Makamlarınca incelenmiş midir? Haritada hangi bölgeler Rum Yönetimi tarafından kendi toprakları olarak gösterilmiştir? Kuzey Kıbrıs’ın sunduğu harita arasındaki farklılıklar nelerdir?
- Rum Yönetiminin Dipkarpaz’ı istediği bilinmektedir. Dipkarpaz’ın kuzeyi ile İskenderun ve Mersin arasındaki bölgede bulunan petrol ve doğal gaz yataklarını Rumların kontrol altına almak istemesine karşın, Kuzey Kıbrıs makamları ile Türk makamları arasında bunun engellenmesi için yapılan bir girişim var mıdır? Var ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konudaki tutumu nedir?
- Harita konusu ya da başka bir başlıkta anlaşılamaması ve müzakerelerin sonuçsuz kalması durumunda Türk Hükümetinin Kuzey Kıbrıs’a yönelik devam eden haksız uluslararası ambargoların kaldırılması ve Kuzey Kıbrıs’ın egemen bir devlet olarak uluslararası toplumda, özellikle ABD, İngiltere gibi sorunu yakından takip eden ülkeler ile BM ve AB gibi uluslararası örgütler tarafından, resmen tanınması yönünde izleyeceği politikalar ne olacaktır?





