TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bütçe görüşmeleri 11.11.2019 Pazartesi günü yapıldı.
Görüşmeler sırasında CHP Antalya Milletvekili, Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi Av. Cavit ARI, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat KURUM’a Kepez İlçesi kentsel dönüşümünden, bisiklet yoluna, onay verilen ÇED raporlarından Kaş İlçesinin imar palanını kadar birçok önemli konuyu gündeme getirdi.
Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi Av. Cavit ARI ‟Medeniyetimizin mirası olan yatay mimariyi esas alan bir anlayışı hedeflediğinizi ifade ettiniz; çok güzel. Ancak bir teknik eleman olmamakla beraber, her yerde bu yatay mimarinin gerçekleştirilmesi doğru mudur, yoksa yerine göre yatay mimari, yerine göre de dikey mimari kullanılabilir mi? Teknik elemanların esas itibarıyla işi olmakla beraber, özellikle yeşil dokunun ve konutların etrafında daha geniş yeşil alanların bırakılabilmesi adına da her zaman yatay mimarinin çok da gerçekçi olmadığını ifade edebilirim.
Ancak iktidarınız döneminde yani her şeyde milat olarak 2002’yi aldığınız bir anlayışta -ki sizin kitapçığınızda da öyle, birçok veride 2002’yi öncelemişsiniz- ben buradan sormak istiyorum: Mademki yatay mimari bizim medeniyetimizin bir mirasıydı. O hâlde İstanbul’daki ve hatta hemen Ankara’da çok yakınımızda bulunan bu gökdelenleri acaba buraya hangi geçmişteki medeniyetlerimiz dikti, çok merak ediyorum.
Ve hatta İstanbul gibi gerçekten medeniyetimizin simgesi olan Yarımada’da, ki çok değerli eserlerin bulunduğu bir bölgeye o Yarımada siluetini bozacak şekilde olan gökdelenleri kim dikti, onu da sormak istiyorum. Ve orada yargı kararı olmasına rağmen o silueti neden hâlâ kaldıramadığınızı da yine çok merak ediyorum. Bu medeniyetimize ve atalarımıza saygısızlık değil mi, onu da merak ediyorum!
Sayın Bakanım, Antalya, Kepez ilçemizde malum olduğu üzere büyük kentsel dönüşümlerden birisi gerçekleştirilmekte. Burada ilk yapılan proje çalışmasında hedeflenen ve vatandaşla yapılan sözleşmede ilan edilen daire sayısı ile sonradan gerçekleştirilen daire sayısı arasında neredeyse 2 katına kadar bir farklılık olduğu hususunu herhâlde çok iyi biliyorsunuzdur. Belediyeyle yapılan bu sözleşmeler, vatandaşların imzalarından sonra inşaat emsal oranının artırılmasının anlamı nedir? Yine, çekilen kuralarda vatandaşlarımıza birinci katlar ve arka cephelerin veya son kat son cephelerin kuralarda çıkmış olmasının özel bir anlamı var mıdır? Bu konuyu da özellikle sizlerden öğrenmek istiyorum.
Şimdi, Bakanlığın yaptığı faaliyetleri şöyle özetlemişsiniz: Bakıyorum, bisiklet yolları, yürüyüş parkları.
Sayın Bakanım, siz birçok bakanlıktan daha güçlü olan, koskoca bir bakanlıksınız, bisiklet yollarıyla, yürüyüş parkurlarıyla, millet kıraathaneleriyle meşgulsünüz. Yani bunlar Bakanlığın değil, en küçük bir kasaba belediyesinin dahi yapabileceği işlerdir. Lütfen Bakanlığınızla ilgili esaslı çalışmalara imza atın demek isterim. Kaldı ki bakın, Antalya’da 28 kilometre merkezde bisiklet yolu yapılmış, bu bisiklet yolunu hangi amaçla, nasıl yaptınız ve şu anki uygulama durumunun ne olduğunu araştırmanızı özellikle istiyorum.
Yine, imar barışı kapsamında 10 milyon 300 bin bağımsız bölüm müracaata alınmış, 24 milyar civarında bir tahsilat yapılmış. Bu elde edilen paranın ne şekilde kullanıldığını da yine çok merak etmekteyiz.
Bu kentsel dönüşüm süreci içerisinde belediyelerin isyanı vardı. Gerçi, bu isyanlar bazı yerlerde göz yummadır bana göre. Muhtemelen suiistimallerin önüne geçebilmek amacıyla 1.106 Bakanlık personelini denetçi olarak görevlendirmişsiniz, şimdi de sayıyı 3 bine çıkarmaktasınız. Ben tekrar sormak istiyorum: Bu kentsel dönüşümden sonra yaklaşık olarak o kanun çıkar çıkmaz konulan barakalarla ne kadar yeni bina yapıldı ne kadar yeni bina tespit ettiniz ve bunlarla ilgili hangi işlemleri yaptınız?
Yoksa yeni bir imar barışı süreci mi beklenmekte, bunu da size sormak istiyorum.
Yine, dünya sıcaklığının 3 derece, deniz seviyesinin 19 derece yükseldiğini ve özellikle Akdeniz’in tehdit altında bulunduğunu ifade ettiniz. Bu konular geleceğimiz açısından gerçekten çok önemli konular ve bundan da en çok etkilenecek olan bölgenin Akdeniz Bölgesi olduğu özellikle ifade edilmekte. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Çevresel etki değerlendirmesiyle ilgili 2002 yılından bu yana 62.490 tesise ÇED verilmiş. Buyurmaktasınız ki “Çevreye, doğal dokuya, tabiata zarar vermesi ihtimali çok az bile olsa o projeye asla ve asla ÇED onayı vermiyoruz.” Ben de size soruyorum: Başta ilimiz Antalya olmak üzere birçok şehrimizdeki taş ocakları, mermer ocakları, HES’lerin çevreye değil de nereye zararı veya nereye faydası var, çok merak ediyorum çünkü her yapılan HES her açıdan taş ocağı, mermer ocağı çevreye gerçekten zarar verir. Siz bu cümleyi buraya nasıl yazdınız, çok merak ediyorum.
Kaş’la ilgili de 1/25.000’lik plan iptal edildiği hâlde, basında, bakın, “Mahkeme iptal etti, bu kez Bakanlık yürürlüğe koydu.” denilen bir haber var. Bu plan uygulandığı takdirde Kaş’ın hedeflenen 2040 nüfusu 200 bine çıkmakta. Böyle bir hedef Kaş’ı bitirme demektir, Kaş’ın doğal güzelliğini bitirme demektir, Kaş’ın turizmini bitirme demektir. Bu iptal edilen planın Bakanlık tarafından uygulanacağına dair haberler var ise lütfen bu plandan vazgeçin diyorum.
2002 yılında 151, bugün itibarıyla 463 mavi bayraktan bahsetmişsiniz raporunuzda, sunumunuzda. Antalya Lara sahil bandına kruvazör yat limanı yapılma projesi, yine Antalya Konyaaltı gibi tüm Türkiye’nin bildiği en önemli plajımız olan Lara bandına Boğaçay Projesi’yle birlikte bir yat limanı projesi yapılması bir önceki dönem büyükşehir belediye başkanının çılgın projeleri arasındaydı. Bu projeler yapılırken ve “danışmanlık hizmetleri” adı altında 1 milyon 800 bin TL ödenirken Bakanlık olarak sizin bu çalışmalardan haberiniz var mıydı, varsa özellikle ÇED’le ilgili ne gibi önlemler alıp bu projeleri destekleme veya önleme anlamında neler yaptınız? Siz neredeydiniz?” dedi.






