Basına ve Kamuoyuna,
Antalya’nın da en güzel doğa harikası yerleri, HES kıskacı altında.
Özellikle Alakır Nehri üzerinde yapılacak olan 8 adet HES projesi ve akabinde, Köprülü Kanyon Milli parkının ana unsurunu oluşturan Köprüçayı Nehrinde devam eden HES projesi nedeniyle Doğası ve denizi ile Türkiye’nin incisi, Turizmin başkenti Antalya HES’lere kurban ediliyor.
Antalya Milletvekili olarak hem Alakır, hem de Köprüçayı üzerinde yapılacak HES projeleri için Meclis Araştırma önergeleri verdim. Çünkü buralar Antalya’nın can damarları. Bir daha geri gelmeyecek doğa harikası yerler.
70 kilometre uzunluğuyla, Beydağlarından başlayıp, Dereköy, Büyükalan, Karağaç kaynaklarıyla buluşarak Kuzca, Karacaören Köylerini geçerek Kumluca ve Finike’den Akdeniz’le buluşuyor. Alakır Vadisi’ndeki sayısız flora ve fauna çeşitliliğine ve yöre halkıyla, onların oluşturduğu çok değerli kültürel zenginliklere hayat veren bir nehir, Alakır Nehri.
Bu güne kadar 9 antik Likya şehirlerine ve ovasına bereket taşımış.İçinde nadir sedir ormanları var. 2363 yaşındaki anıt sedir ağacını barındırıyor. Bununla birlikte “Dibek Tabiatı Koruma Alanı”, eski su değirmenleri ve eski ahşap köprüler gibi birçok değeri içinde yaşatmaktadır.
Alakır Nehri, kaynağından sahile kadar, üzerinde yapılması öngörülen ve bir kısmının da yapımına başlanan 8 adet ‘hidroelektrik santrali’ ile tamamen yok edilecektir. Alakır Nehri, doğa yerine borulara hapsedilecek. On binlerce yıldır doğal tüm canlı hayata, doğal yaşama verdiği hayat son bulacak.Onun suyundan kendine özgü mikro ikliminden faydalanan tüm canlılar, öncelikle de ‘Kırmızı Benekli Alabalık’ ve nehirde yaşayan onlarca canlı ve etrafındaki birçok bitki türü yok olacaktır. Çünkü Alakır Nehri bölgenin tek yaşam ve can damarı.
Doğanın tüm dengesi bozulacak, yağış rejiminin negatif yönde etkilenmesiyle de kuraklık, sel, erozyon, orman yangını riskinde artış ve hastalıklar ortaya çıkacaktır. Bölge halkının geçim ve yaşam kaynağı olan tarım ve turizm yapılamaz hale gelecek. Kapalı iletim hattı boruları döşenirken, on binlerce yöreye özgü ağaç katledilecek ki şu anda binlercesi katledildi ve de katledilmeye devam edilmektedir. Kesilip yok edilen ağaçların yanı sıra, iletim hattı açılırken, etrafa gelişigüzel dökülen topraklarla, çevredeki ağaç ve bitkilerde yok edilmektedir.
Yenilenebilir ve sürdürülebilir diye kamuoyunu yanıltarak sunulan bu ilkel HES’lerin üretim kapasiteleri 10MW’ın altında gösterildiğinden, ‘Çevre Etki Değerlendirme’ (ÇED) raporuna dahi kanunen gerek duyulmamaktadır.
Alakır Nehri’nin debisi düşüktür… Üretilmesi planlanan toplam elektrik miktarı, on binlerce yılda oluşmuş bu doğa harikası vadiyi ve onun gerçek yerel sahipleri olan tüm canlı yaşantısını geri dönülmez bir şekilde tamamen yok etmeye kesinlikle değmeyecek bir miktardır.
Antalya için, bir diğer yıkım projesi ise Köprüçayı Nehri üzerinde devam eden HES projesidir.
Köprülü Kanyon Milli parkının ana unsurunu oluşturan Köprüçayı Nehrinde devam eden HES projesi ile ilgili yaşanan süreç yasa ve yönetmelere aykırı olarak sürdürülmektedir.Bu durum hem bölgenin coğrafi yapısı bir daha geri dönülmeyecek şekilde bozulmasına, hem de bölge halkı yaşanan hukuksuzluk karşısında çaresiz bırakılmasına yol açmaktadır.Öyle ki, Proje inşaatı imar planı onaylanmadan başlanılmış, proje sonradan imar planına dahil edilmiştir.
Manavgat Belediyesi bölgede HES yapımının olumsuz etkilerine dikkat çekerek olumsuz görüş vermesine rağmen, projeyi Antalya Büyükşehir Belediyesi onaylamıştır. Projeyi savunan Antalya Büyükşehir Meclisinde Akp ‘ li bir meclis üyesinin projeyi anlatırken, yapılacak olan HES projesini Köprüçayı Nehri dışında olarak anlatması; projenin yapılacağı yerin görülmeden ve bilgisizce onaylandığını gösteren en önemli kanıttır.
Firmaya, İmar planı onaylanmadan HES inşaat süreci başlattığı için Manavgat Belediyesi tarafından rekor bir ceza kesilerek inşaat 3 gün durdurulmasına rağmen firma yürütmeyi durdurma kararı aldırılarak inşaata devam edilmiştir.
Bakanlık yetkisinde olan kamulaştırma yetkisi EPDK’ya verilmiştir. Acele kamulaştırma kararı: iki defa acele kamulaştırma kararı çıkartılmıştır. Savaş hallerinde alınan acele kamulaştırma kararı maalesef bu projelerde uygulanmak isteniyor. Bu durum, şirket lehine işlemlerin daha hızlı olmasını sağlayıp ve hukuki sürecin önünde büyük bir engel teşkil ediyor.
Burada kamulaştırma usulleri bile uygulanmıyor. Şirket karşılıklı satın alma yolunu kullanarak ve köylüyü kamulaştırma olursa araziniz değersizleşir diyerek vatandaşı çaresiz bırakıyor. Yetkililerde bu duruma sessiz kalıyor.İmar planı kabul edilmeden inşaata başlanılan projesinin baraj kısmının Isparta santral kısmının Antalya il sınırlarında olmasından dolayı hukuki ve idari süreç yavaş işlemektedir. Ancak bu davalar daha devam ederken yapılan HES inşaatı ise neredeyse bitmek üzerdir.
Yapılan HES inşaatı sebebiyle çıkan hafriyat Köprüçayı nehir yatağına dökülüyor.
ÇED raporunda nehir dere yatağına hafriyat dökülmez taahhüdü bulunmasına rağmen, sonradan eklemelerle hafriyat dökümü de kılıflanıyor. Nehir yatağı daraltılıyor. Bu durum ilerde olacak sel taşkınlarının artmasına ve selin verdiği zararların daha da büyümesine yol açacaktır. Bölgeyle özdeşleşmiş bir çok nar ağacı hafriyat dökümü proje kapsamında yol yapımı için kesilmiştir. Köprüçayı Nehrinde yeni HES projelerin de olması Köprülü Kanyon milli parkını da etkileyecektir .Milli park alan daraltması da gündemde. Bölgede HES ile İlgili kanunlar değiştirilerek veya istisna maddeler koyularak HES yapımına yasal zemin hazırlanıyor.
Yine Değirmenözü Köyünde köy sınırlarına mevcut devam eden HES inşaatının 2 km güneyinde Değirmenözü devret mevkiinde Regülatör ve HES planlaması yapıldı. Buradan su tekrar boruya alınarak 12 km aşağıda Çaltepe köyünde 3.bir HES projesi planlanıyor. Bununla ilgili Bakanlık raporunda bölgede HES ve baraj yapılmaması doğal yapının bozulmasının köprülü kanyon milli parkını etkileyeceği raporlarla tespit edilmesine rağmen çalışmalar devam ediyor.
Ancak bu rapora rağmen bölgede HES inşaatlarının yapımı mahkeme kararları beklenmeden hızla devam etmektedir.
Günümüzde, gelişmiş ülkelerde yeni HES yatırımlarına izin verilmemekle birlikte, geçmişte izin verilenlerin de, sadece bir nehre bir yada en fazla iki adet HES yapılmasına izin verilen ‘havza’ yönetmelikleri ile sıkı denetim altında ve birincil olarak doğanın korunması şartıyla gerçekleştirilmiş projelerdir. Hükümetin bir an önce Antalya için geri dönülmeyecek bir doğa katliamına yol açacak HES projelerinden vaz geçmelerini bölge halkı adına talep ediyorum… Bunun yerine eğer yapılacaksa, doğa dostu, çağdaş güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi projelerine yatırımlar yapılmalıdır. 17.02.2016
Devrim KÖK
Antalya Milletvekili
……………
KÖPRÜÇAYI HES ARAŞTIRMA ÖNERGESİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Antalya Manavgat İlçesi Büyükşehir yasasından önceki adıyla Değirmenözü Köyü, şimdiki adıyla Değirmenözü Mahallesinde ; Köprülü Kanyon Milli parkının ana unsurunu oluşturan Köprüçayı Nehrinde devam eden HES projesi ile ilgili yaşanan süreç yasa ve yönetmelere aykırı olarak sürdürülmektedir. Bu durum hem bölgenin coğrafi yapısı bir daha geri dönülmeyecek şekilde bozulmasına, hem de bölge halkı yaşanan hukuksuzluk karşısında çaresiz bırakılmasına yol açmaktadır.
Öyle ki, Proje inşaatı imar planı onaylanmadan başlanılmış, proje sonradan imar planına dahil edilmiştir. Yerel belediye olan Manavgat Belediyesi bölgede HES yapımının olumsuz etkilerine dikkat çekerek olumsuz görüş vermesine rağmen, projeyi Antalya Büyükşehir Belediyesi onaylamıştır. Projeyi savunan Antalya Büyükşehir Meclisinde Akp ‘ li bir meclis üyesinin projeyi anlatırken, yapılacak olan HES projesini Köprüçayı Nehri dışında olarak anlatması; projenin yapılacağı yerin görülmeden ve bilgisizce onaylandığını gösteren en önemli kanıttır.
Firmaya, İmar planı onaylanmadan HES inşaat süreci başlattığı için Manavgat Belediyesi tarafından rekor bir ceza kesilerek inşaat 3 gün durdurulmasına rağmen firma yürütmeyi durdurma kararı aldırılarak inşaata devam edilmiştir.
Bakanlık yetkisinde olan kamulaştırma yetkisi EPDK’ya verilmiştir. Acele kamulaştırma kararı: iki defa acele kamulaştırma kararı çıkartılmıştır. Savaş hallerinde alınan acele kamulaştırma kararı maalesef bu projelerde uygulanmak isteniyor.Bu durum, şirket lehine işlemlerin daha hızlı olmasını sağlayıp ve hukuki sürecin önünde büyük bir engel teşkil ediyor. En önemli konulardan birisi de burada kamulaştırma usulleri bile uygulanmıyor olmasıdır. Şirket karşılıklı satın alma yolunu kullanarak ve köylüyü kamulaştırma olursa araziniz değersizleşir diyerek vatandaşı çaresiz bırakıyor. Yetkililerde bu duruma sessiz kalıyor.
İmar planı kabul edilmeden inşaata başlanılan projesinin baraj kısmının Isparta santral kısmının Antalya il sınırlarında olmasından dolayı hukuki ve idari süreç yavaş işlemektedir. Ancak bu davalar daha devam ederken yapılan HES inşaatı ise neredeyse bitmek üzerdir.
Yapılan HES inşaatı sebebiyle çıkan hafriyat Köprüçayı nehir yatağına dökülüyor. Nehir yatağı daraltılıyor. Bu durum ilerde olacak sel taşkınlarının artmasına ve selin verdiği zararların daha da büyümesine yol açacaktır. Oysa ki ÇED raporunda nehir dere yatağına hafriyat dökülmez taahhüdü bulunmasına rağmen, sonradan eklemelerle hafriyat dökümü de kılıflanıyor.
Bölgeyle özdeşleşmiş bir çok nar ağacı hafriyat dökümü proje kapsamında yol yapımı için kesilmiştir.İşin daha vahim olan boyutu ise HES inşaatının yerleşimlere sıfır mesafede devam ediyor olması. Bir taraftan yüksek gerilim hatları evlere çok yakın mesafelerden geçerken diğer yandan dinamit patlatmaları nedeniyle köylüler mağdur ediliyor.
Köprüçayı Nehrinde yeni HES projelerin de olması Köprülü Kanyon milli parkını da etkileyecektir .Milli park alan daraltması da gündemde. Bölgede HES ile İlgili kanunlar değiştirilerek veya istisna maddeler koyularak HES yapımına yasal zemin hazırlanıyor.
Yine Değirmenözü Köyünde köy sınırlarına mevcut devam eden HES inşaatının 2 km güneyinde Değirmenözü devret mevkiinde Regülatör ve HES planlaması yapıldı. Buradan su tekrar boruya alınarak 12 km aşağıda çaltepe köyünde 3.bir hes projesi planlanıyor. Bununla ilgili ve bu bölge ile ilgili bir kanun ve araştırma raporu ve bu bölgede HES ve baraj yapılmaması doğal yapının bozulmasının köprülü kanyon milli parkını etkileyeceği raporlarla tespit edilmesine rağmen çalışmalar devam ediyor.
“Köprülü Kanyon Milli Park Alanın’nda 2873 sayılı Milli Parklar Kanun’unun 4. maddesi uyarınca “Uzun Devreli Gelişme Revizyon Planı” 30.05.2014 tarihinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca onaylanarak yürürlüğe giren Plan Araştırma Raporu’nda; Alan içerisindeki ve Milli Park dışında olup alanla doğrudan ilişkili olan ve kanyon yapıları içinde akış gösteren yüzey suları ve kaynaklar (Köprüçay Irmağı, karstik su kaynakları, Milli Parkın kuzeydoğusuna doğru KD-GB yönünde uzanan Kırkkavak Fayından dolayı oluşan subatan, dolin ve mağaralar, Değirmenözü-Bolasan/Çaltepe arasında akarsu yatağında yer alan birçok düden yapısı) alanın kaynak değerleri arasında sıralanmış olup sahip olduğu doğal ve tarihsel değerlerin yanı sıra rafting sporuna elverişli yapısı ile bölgenin en önemli alternatif turizm alanları arasında bulunan Köprüçayı Irmağı ve kanyon oluşumlarının taşıdığı sürdürülebilir turizm potansiyelinin koruma-kullanma dengesi gözetilerek bölgeleme karar ve hükümlerine göre yönetilmesi gerektiği ve alanda ekosistemin dengesini bozacak ve biyoçeşitliliğe zarar verebilecek baraj, HES vb. tesislerin yapımına izin verilmemesi hususları vurgulanmıştır.” Ancak bu rapora rağmen bölgede HES inşaatlarının yapımı mahkeme kararları beklenmeden hızla devam etmektedir.
Hem doğa hem de bölgede yaşayanlar için meydana gelecek zararların tespit edilerek çözüm önerilerinin bulunması amacıyla Anayasanın 98. İç Tüzüğün 104. Ve 105. Maddeleri gereğince, Meclis Araştırması Açılması için; gereğini arz ve teklif ederiz.10.02.2016
Devrim KÖK
Antalya Milletvekili
……………………
ALAKIR VADİSİ ARAŞTIRMA ÖNERGESİ
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Beydağları’nın yamacındaki Dereköy köyündeki kaynaklardan başlayıp, Büyükalan Köyü’nün Karaağaç mahallesindeki kaynakların oluşturduğu şelalelerle buluşup, Kuzca ve Karacaören köylerinden geçerek, Kumluca ile Finike’nin oluşturduğu ilçe sınırlarından Akdenizle kavuşan, tertemiz suyuyla, tüm bölgenin en önemli can damarı olan Alakır Nehri, içinde bulunduğu 70 km. uzunluğundaki Alakır Vadisi’ndeki sayısız flora ve fauna çeşitliliğine ve yöre halkıyla, onların oluşturduğu çok değerli kültürel zenginliklere hayat vermektedir.
Geçmişte yedisi vadinin içinde (Kosara, Kitanaura, Ldebessos, Kotanna, Akaliassos,Kormos, Madnaus) ikisi sahilde olmak üzere,( Rhodiapolis, Korydalla ) antik Likya şehirlerine ve ovasına bereket taşıyan Alakır Vadisi, eski Likya kentlerinin günümüzdeki köy yaşantısıyla, yaylalarındaki yörük kültürünün yanında, içinde nadide sedir ormanlarını ve 2363 yaşındaki anıt sedir ağacını (ambar katranı) barındıran ,’Dibek Tabiatı Koruma Alanı’, eski su değirmenleri ve eski ahşap köprüler gibi birçok değeri içinde yaşatmaktadır. Son dönemlerde yapılan araştırmalarda, bölgenin birçok endemik türe ev sahipliği yaptığı tespit edilmiştir.
Günümüzde ise, Alakır Nehri, kaynağından sahile kadar, üzerinde yapılması öngörülen ve bir kısmının da yapımına başlanan 8 adet ‘hidroelektrik santrali’ ile (HES) (Alakır 1 HES, Alakır 2 HES, Kürce HES, Dereköy HES, Kuzdere HES, Balıklar HES, Çayağzı HES) tamamen yok edilecektir.
Projeler kapsamında borulara hapsedilecek olan ALAKIR NEHRİ, on binlerce yıldır doğal tüm canlı hayata, doğal yaşama verdiği hayat son bulacak, vadinin ve bölgenin tek yaşam can damarı olan Alakır Nehri’nin üzerindeki bu katliam projesinin gerçekleşmesi halinde, onun suyundan kendine özgü mikro ikliminden faydalanan tüm canlılar, öncelikle de ‘Kırmızı Benekli Alabalık’ ve nehirde yaşayan onlarca canlı ve etrafındaki birçok bitki türü yok olacaktır. Vadinin kendine özgü mikro ikliminin değişmesiyle ise, doğanın tüm dengesi bozulacak, yağış rejiminin negatif yönde etkilenmesiyle de kuraklık, sel, erozyon, orman yangını riskinde artış ve hastalıklar ortaya çıkacaktır.
Bu koşullarda bölge halkının geçim ve yaşam kaynağı olan ne tarım ne de turizm yapılamaz. Süreç içerisinde bölge halkı yöreyi terk etmek zorunda kalacak ve zengin tüm kültürel ve yerel değerleriyle zaman içinde yok olacaktır. Gidecek bir yeri ve olanağı olmayıp bölgede kalanlar ise, santrallerin, orman yangını riski taşıyan ve inanılmaz görsel kirlilikle beraber, yaydıkları güçlü manyetik dalgalarla canlılardaki kanser riskini arttıran dev elektrik direkleri, kabloları ve kuraklıkla yaşamaya çalışmak zorunda kalacaklardır.
Ayrıca, santrallerin yapım aşamasında ise, kilometrelerce uzunluğundaki, kapalı iletim hattı boruları döşenirken, on binlerce yöreye özgü ağaç katledilecek ki şu anda binlercesi katledildi ve de katledilmeye devam edilmektedir. İnşaatlar sırasında, bölgenin kendine özgü hassas topografyası, dev iş makinalarıyla değiştirilerek, dağlar taş öğütme niyetiyle delik deşik edilip, taş öğütme makinalarıyla un ufak edilip, erozyon tetiklenmektedir. Kesilip yok edilen ağaçların yanı sıra, iletim hattı açılırken, etrafa gelişigüzel dökülen topraklarla, çevredeki ağaç ve bitkilerde yok edilmektedir.
Yenilenebilir ve sürdürülebilir diye kamuoyunu yanıltarak sunulan bu ilkel HES’lerin üretim kapasiteleri 10MW’ın altında gösterildiğinden, ‘Çevre Etki Değerlendirme’ (ÇED) raporuna dahi kanunen gerek duyulmamaktadır.
Ayrıca bu projelerde sürdürülebilenin, sadece elektrik üretimiyle kazanılacak olan paranın, sürdürülemeyecek bir şekilde tamamen tahrip edilerek yok edilenin ise doğanın kendisi olduğu anlaşılmalıdır. Alakır Nehri’nin debisi düşüktür ve üretilmesi planlanan toplam elektrik miktarı, on binlerce yılda oluşmuş bu doğa harikası vadiyi ve onun gerçek yerel sahipleri olan tüm canlı yaşantısını geri dönülmez bir şekilde tamamen yok etmeye kesinlikle değmeyecek bir miktardır.
Bunlardan en trajik olanı, zaten debisi çok düşük olan nehrin yatağına bırakacaklarını taahhüt ettikleri su miktarıdır ki bu su, tabiatın ve canlıların suya en çok gereksinim duydukları sıcak ve kurak yaz aylarında birkaç yüz metre sonra çakıl ve taşların arasında yok olup gidecektir.
Şu da bilinmelidir ki, gelişmiş ülkelerde yeni HES yatırımlarına izin verilmemekle birlikte, geçmişte izin verilenlerin de, sadece bir nehre bir yada en fazla iki adet HES yapılmasına izin verilen ‘havza’ yönetmelikleri ile sıkı denetim altında ve birincil olarak doğanın korunması şartıyla gerçekleştirilmiş projelerdir. Günümüzde ise, doğa dostu, çağdaş güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi projelerine yatırımlar yapılmaktadır.
Bu nedenlerle, Antalya’nın Alakır vadisinde yapılacak olan Hidroelektrik Santrallerinin hem bölgeye hem de bölge halkının yaşamına vereceği zararların tespiti edilmesi ve çözüm önerilerinin bulunması amacıyla Anayasanın 98. İç Tüzüğün 104. Ve 105. Maddeleri gereğince, Meclis Araştırması Açılması için; gereğini arz ve teklif ederiz.25.01.2016
Devrim KÖK
Antalya Milletvekili





